ağzımın tadı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ağzımın tadı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

En Son...Vol 2

26 Mart 2012 Pazartesi
Yedim...
Canımın içi dostumla Pizza Hutta...


İçtim...
Mado'da Türk Kahvesi, sevdicek ve halacımla...


İzledim...
Fetih 1453
Evet epey bi emek verilmiş, film başlıyor ve dolu dolu, hiçbi masraftan kaçınılmayarak yaklaşık 3 saat sürüyor..Türk sinema tarihinde önemli bir yer edinicek kadar güçlü bir film yani. Ama niyeyse ben pek etkilenmedim. Daha çok belgesel diyenlere katılıyorum, yani drama, psikolojiden ziyade olan olmuş, İstanbul fethedilmiş işte de böyle diyen bir film, can alıcı noktası gemilerin karadan yürütülmesine yüzeysel olarak değinmiş mesela ki bence kurguda en önemli üzerinde durulması olan nokta bu olmalıydı. Savaş sahneleri tabiki muhteşem, tabiki ağzımız açık kalıyo o görüntülere.
Ama benim aradığım yoktu duygu namına, işte birazcık ucundan aşk, şövenizm, haklı gurur, inanç,din...Yine de ellerine sağlık,  İstanbul'un fethi  işlenecek en güzel konulardan biri, riskli bikere, hak yemeyelim bence üstesinden gelmişler, tavsiye de ederim. Ama bayıldım, kusursuz demiyorum...


Şirinem, prensesimle oynadım...


Elma şekerimmm...



Hediye aldım..
Halamdan bu gömleği..


Aldım...
Bu aşk kokan salata tabağını..
Artık kıyafet, ayakkabı yerine mutfak eşyası alışverişi yapıyorum internetten..:)
yani güzel günler göreceğiz çocuklar...:)



Bu şarkıda dansettim...<3
Epey kişi yorumlamış ama canlı performans herzaman candır.



Sonu biraz tatsız olsa da hayatımın en güzel Cumartesi gecelerinden birini yaşadım..



Orkut Scraps - Saturday








Geçende Ben...

10 Şubat 2012 Cuma
Havalar soğuk, kasvetli ve hatta eni konu karlı geçiyor bu ara. Ne zaman sona ericek bu mevsim bilemiyorum çünkü artık ilkokulda öğrendiğimiz gibi aylarla mevsimler birbirini tutmuyor. Nisan'da bile kar yağabilir ki yağdığını görmüştür bu bünye. O yüzden sabredicez karpuz kabuğu denize düşene kadar...Hava bu kadar griyken sımsıcak yazlık renklerle tırnaklarımızı keyiflendirelim diye düşündüm. 
Gabrini'nin geçen yaz çıkardığı serideki ojelerin renkleri çok güzel çok hoş ama yapısı, kıvamı ise tam aksine çok kötü, opak bir görünüm elde etmek için azmetmek, en az 3 kat sürmek lazım.


Havalar buz gibi, grip, nezle gibi hastalıklar kol gezerken içecek tercihim taze sıkılmış portakal, greyfurt vb C vitamin takviyeli doğal meyve suları oluyor.
(Elimdeki yarabandını soracak olursanız  elimi fena yaktım, biraz merak ve biraz açlık sebebiyle.. ve fırının da tuhaflığı üzerine tuz biber. İnsanın eli yanınca hemen farkeder dimi, hemen canı yanar, hisseder yani o ısıyı, o acıyı. Ama yok benim acımadı, ancak yarım saat sonra derisi soyuldu, kanadı kabuk bağladı filan. Bepanthen kullandım çabuk iyileştirsin diye. Ama izi kaldı malesef. Bu da nazar boncuğumuz oldu işte napalım :)


Geçtiğimiz hafta Mevlid Kandiliydi. Simitsiz olmazdı :)



Heryerde olduğu gibi bizim ofiste de adettir, yurtdışına çıkan çikolata getirir.
Hindistancevizli beyaz çikolata kaplı bu toplar çok lezzetliydi çok sevdim..


Ve gelelim en son izlediğim filme. Geçen hafta vizyona giren bu film son zamanlarda izlediğim en kötü film diyebilirim..Halbuki  oyuncularına, reklamına bakmadan sırf konusu ilgimi çekmeyi başarmış ve buna kesinlikle gitmeliyim demiştim. Çünkü Türkiye'nin ilk kuantum filmiydi. Evrenin çekicilik yasası hani. Ama maalesef bizim Türkler bu işi beceremiyor, yani fantastik, bilim kurgu vs. konuları işleyemiyoruz. O kadar yüzeysel kalmış ki arkadaşlar arasında bile böyle konuşulmuyodur hani bu konu. Havada kalan yerler az değil. Araya aşk sıkıştıralım götürür demişsiniz,ruh eşi filan, hem filmdeki Işık ile Şanalın gerçek birer aşık olduğu,hatta filmin senaristi ve yönetmeni oldukları enstantanesi de ilgi çeker diye düşünmüşsünüz. Teşekkürler, emeğinize sağlık ama...bu olmamış yani beğenemedim :(


İddaa Ediyorum Herkesin Canı Pasta Çekicek! :)

4 Aralık 2011 Pazar

İçinizde pasta sevmeyen varmı?
Ben bayılırım ama kilo vermekten midem küçülmüşmü artık bilemedim bu güzelim pastayı bitiremedim.
Halbuki enfes bi tadı var sizlere özellikle tavsiye edebileceğim.

Geçen gün bir iş toplantımızı Faruk Güllüoğlu'nda yaptık.
Çok hoş,şık, kaliteli bir mekan.
Yiyecekleri de özellikle tatlı ve pastaları aynı güzellikte.
Pastanın tadı her yerde aynı gibi görünür ama değildir.
Bazı pastaları yerken sadece çikolatanın -veya meyvenin, kremanın- o klasik tadını alırsınız.
Ama bazı pastalarsa içindeki bütün malzemeleriyle damağınıza işler, sizi mutluluktan havalara uçurur özel bir tat bırakır ağzınızda, unutamazsınız.
Faruk Güllüoğlu'na ilgisi, hizmeti ve o güzelim pastaları için teşekkür ediyorum.
Porsiyon biraz daha küçük olsaydı bitirebileceğime emindim.
Eğer iş veya özel toplantı gibi organizasyonlarınız için mekan arıyorsanız Faruk Güllüoğlu tavsiye edilir...
Sevgiler..(:


NOWADAYS..

11 Ağustos 2011 Perşembe
Bu aralar günler oldukça yoğun ve yorucu geçiyor..
Ayrı ayrı post hazırlayamıyorum, o yüzden topluca ne yaptığımdan bahsedeyim istedeim..

Ne yaptım, ne yedim?

İlk gördüğüm andan itibaren bayıldığım ve artık dayanamadığım bu güzelliği uygulamaya koyuldum, Halleyli Pasta yaptım.
Hem kolay hem lezzetli. Görüntü konusunda pek tatmin olmadım,vasattı, ilk kez yapışıma verin. Ama tadına diyecek yoktu cidden. Ben sadece bir dilim yedim ama evdekiler bayıla bayıla bitirdiler.
Ben file fıstık bulamadığım için ceviz içi serptim üzerine, hindistan cevizi, fındık, fıstık arzu ettiğiniz şekilde süsleyebilirsiniz.

Bu aralar favorim.. :)


Ne sürdüm?

Makyaj olarak neler kullandığıma gelirsek; Hatırlayacağınız gibi tenime çok çok koyu gelen MAC fix pudrayı bronzer olarak kullanma umuduyla yaza bırakmıştım. Ama şimdi resmen tüm yüzüme pudra olarak uyguluyorum, oldukça doğal duruyor. Koyu mavi farı da bronzluğuma yakıştığı için bu ara kıyafetime de uydukça severek sürüyorum. Neden bilmiyorum ama allık sürme gereği duymuyorum ve dudağımda da sadece parlatıcı veta nude tonlarda ruj oluyor.
Son zamanlardaki makyaj formatım resimdeki gibi..



Alix Avien15 Numara
Bu ojenin rengine bayıldım. Pembe,lilamsı böyle gül kurusu gibi çok şeker ama ağır da bir havası var. Marjinal bir renkten çok kırmızı, pembe, beyaz gibi klasik ve asil bir oje duruşu var,pek sevdim..


Gliss'i hepiniz biliyorsunuz zaten. Tatilden sonra yıpranmış saçlarımla ilgilenme vaktim geldi tabii.
Yanında duran güzelliği ise tesadüfen bulmuş olmama bi hayli sevindim.
Sevgili Bilgen bir videosunda o kadar çok övmüştü ki kesinlikle almalıydım ama hiçbiyerde rastlamamıştım. Tesadüfen görünce hemen aldığım ve dediği kadar var, kesinlikle harika bir koku, harika bir kalıcılık, kısa sürede bitircem gibi, sıkmadan duramıyorum, yani anlayacağınız bir deodoranttan çok daha fazlası :)



Ne giydim?

Ofiste her gün bu moddayımm. Ayakta sandalet, elbise veya etek.
Mango'dan yeni aldığım beyaz eteğim efil efil, üstüne uydurduğum bir t-shirt ile sık sık giyiyorum. Ne olur ne olmaz, ani bir toplantı çıkar diye topuklu ayakkabılarımı yanımda götürüyorum.


Ne aldım, taktım?

Bandırmada ne alırsan 1 TL bijuterisinden aldıklarım..


Az şey aldığımı düşündüm. Öyle güzel şeyler vardı ki...İlaç kutusuna bayıldım özellikle..


Nereye gittim?

Geçen pazar arkadaşlarla bowling... Dört kişiydik, İkinci oldum, buna da şükür..

Bunun dışında akşamları fırsat buldukça yürüyüş bazlı bol bol spor, ve çalışma olarak geçiyor günler..
Çok yakında çıkılacak bir tatil daha var. İzne çıkmadan önce işlerimi halletmeliyim..
Bana kolay gelsinnn.. :)

Dünden Bugüne Fastfood..

17 Şubat 2011 Perşembe



Genelde AVM'lere gidince bakıyorum da fastfoodun dibine vurmuşuz, ya da o bizi kalbimizden.
Eskiden çocuklar, gençler severdi, şimdi ebeveynler hatta yaşlı amca, teyzeler.
Ben de iflah olmaz bir Burgerkolik olduğumdan sözüm meclisten içeri giriyor haliyle. Hiç hazetmiyorum bundan ama hamburger yerken kendimi çocuk gibi mutlu hissediyorum :)


Biz çocukken facefood zinciri bu kadar uzun değildi, ayda yılda bir giderdik büyük bir heyecan ve mutlulukla.  Hayatımızda fastfood adına sıkıcı okul kantini yiyecekleri ve buna alternatif bakkal amca nimetleri vardı. Şöyle bi geriye, yıllar yıllar öncesine gidiyorum, etraf bulanıklaşsın ve işte o güzelim zamanlardan hatırladıklarım;

* İlkokulda yada ortaokuldayız, ne farkeder bunlar birleşip ilköğretim oldu zaten, o çağlardayız işte :) Okulumuzun tam karşısında emsallerine göre biraz daha büyük bir bakkal var, namı diğer Selçuk Bakkal :) Orta yaşlarda bir adamcağız hep teneffüs aralarında dışarı çıkması yasak olan öğrenciler tarafından parmaklıklı kapıda; "Selçuk Ağbiiiee Selçuk Ağbieee" diye yırtınırcasına çağrılır, siparişler verilir yine o parmaklı kapıdan teslim alınırdı. Selçuk Bakkal'In çok güzel salamlı ekmek araları vardı,salamlı kaşarlı.. Yanında da kola, oh mis gibi, o zaman lüks bile sayılabilirdi bunlar. Okul kantinin bozuk ketçaplı patatesine, hijyen sıfır sucuklu  tostlarına karşı güzel giden bir altenatifti. "Selçuk Ağbiii hangi salamı kesiyosun bölee çok lezzetli". "Coşkun Salam" diyordu ve biz artık kahvaltımızda bu salamı tercih ediyorduk, hoş aynı tadı vermiyordu..

* Selçuk Ağbiden sonra bide Hakan Abimiz vardı ama genç bi abimizdi kendisi. Hatta genç, yakışıklı, karizmatik, üst sınıflardaki laubali kızların gözdesi Hakan Abi.. Okula 50 metre ilerde bir apartmanın girişinde anne eli değmiş malzemelerle hazırladığı nefis kelimesinin yetersiz kalacağı hamburgerler yapar, uygun fiyatla satardı. Gözümüzün önünde tost makinesinde hamburger köfteleri ısıtır, kocaman hamburger ekmeğine annesinin hazırladığı amerikan salatası, turşu, ketçap,mayonezi eklerken bizle sohbet etmeyi ihmal etmezdi. Ama dediğim gibi en ağır misafirleri üst sınıftan kızlardı, resmen abone olmuşlardı, ortamı boş görmek ne mümkün, kendinden büyük bi erkekle ne konuşurlardı bu kızlar bukadar merak ederdim, ama orda gizli gizli sigara içenlerin de olduğunu biliyordum. Bu yemeye doyulmaz lezzetin bizim kantinden çok çok daha hijyenik olduğu kesindi.

* Geldik liseye. Lisemizde doğru dürüst bir kantin yoktu. Oldukça merkezi, hatta turistik bir yerde olmasına, dışarda çeşit çeşit yiyecek mekanları olmasına rağmen biz her öğlen arası bugün ne yesek diye düşünürdük. İşte o zaman da ekmek araları yetişiyordu imdadımıza, Yine okulun hemen önünde bir marketimiz vardı. Ve bu market sahibi abinin ismini hatırlamıyorum, daha yeni olmasına rağmen, o kadar samimi değilmişiz demekki. Bu abi komik şiveli, sık sık "sağol datlım" diyen bir adamdı hatırladığım kadarıyla. Krem peynir, zeytin ezmesi ve salam, bazen de amerikan salatası ve salam tercih ediyorduk ekmek arasına. Etraftaki ucuz dönercilerin hijyenine güvenmiyorduk ama bu bakkal yiyeceklerinin konduğu tezgah hakkında da spekülasyonlar olmadı değil, ımm neyse :) Biraz ilerimizde cadde üzerinde Mc Donalds vardı, ama öğrenci bütçesine pek iyi gelmiyordu o zamanki fiyatlar. Ve bir de börekçiden aldırdığımız kürt börekleri takıntımız da vardı o sıralar.

* Üniversitede ise; Çemberlitaşta irem Pastahanesini bilen varmıdır bilmiyorum, uzun zaman önce kapanmış, yerine mantıcımı gözlemecimi ne açılmış. Hoş ambiyanslı, özellikle turistlerin, gezenti kişilerin,öğrencilerin uğrak mekanı idi. Pizza, simitli hamburger, sandviç, poğaça tarzı hamur işi ama çeşidi bol yiyecekleri vardı. Neredeyse her öğlen arasında ordaydık. İlk biz(4 kişilik yakın kız arkadaş grubu) keşfetmiştik, pek de kimseye söylemiyorduk bu gizli mekanımızı, bize özel kalmasını istiyorduk, etrafta tanıdık sima görmek istemiyorduk. Ama zamanla gelen bayıldı giden sevdi, yayıldı baya :) Ne sırlara, ne dedikodulara ev sahipliği yaptı bu mekan.Çok resmimiz vardır orda çekilmiş. Ahh ahh o üniversiteli kızların ne anıları vardı orda bilseniz...

İşte böylee..yiyeceklerden bahsediyordum ama anılarım canlandı gözümde, ağlicam nerdeyse, özledim o yılları, ne tasasız, dertsiz günlerdi. O kadar koftiden sıkıntılarımız, takıntılarımız vardı ki şimdi gülüyorum :)

Yaşasın Yemek Yemek :)

13 Kasım 2010 Cumartesi
Usta Bi acılı bi acısz çekk!
 Veya bir urfa bi adana da olabilir :)
Urfa benimki, çok acı sevmiyorum yemeklerde.
Ama ezmeye bayılıyorum.
Dürüm yemenin tadı, zevki, yeri ayrı bende.
Ama lüks bi restaurantta aynı tadı vermiyor işte.
Salaş bi yer olacak, küçücük kutu gibi ocakbaşına yakın.
Veya da karavanlarda oluyor ya sahil kenarında atıyorlar yanına iki sandalye ohh, ayranı da kaptık mı, daha ölüm gelmez size :)


Mercimek çorbası
Tavuklu Pilav
Yayık ayranı
Pide
Böyle bir sofraya hayır demem mümkün değildi zaten :)



Tabii gittiğiniz mekanın atmosferi de önemlidir dimi.
Otantik mekanları hep sevmişimdir :)












Bu blog benim oburluğum sayesinde yemek bloğu olma yolunda emin adımlarla yürüyor :)



Yemek yemeyi seviyorum.

Bence bi özelliğim olacaktıysa yiyip yiyip kilo almamak olmalıydı :)

Hamdolsun Verdiğin Nimetlere! (:

6 Kasım 2010 Cumartesi
Yemek yerken, mutlu olanlardan, yaparken sanat icraat edermiş gibi heyecanlanıp gururlanlardanım ben. Amaç olarak görmesem de araç olarak görüp küçümseyenlerden hiç değilim. Buna rağmen yiyip yiyip kilo almayan mucizevi yaratıklardan da değilim ne yazık ki. Ama dünyada onca güzel nimet varken, onlara sırt dönmek nankörlük olur düşüncesindeyim. Tabii fazla kaçırmamak kaydıyla :)

Herkesin damak zevkine uygun severek yediği besinler vardır..İşte benim vazgeçemediklerim;


1- Mayonez: Bilmem kaç kaloriymişsin, yağ olarak geri dönermişsin, umrum değil. Ki her fastfood menüde 3 kutu bitirip, sonra sevgilininkine asılan ben oha dedirtticek kadar çok seviyorum seni, ele inat.Eşin, benzerin yok şu dünyada. Ketçapmış, hardalmış, senden başkası yalan. Bu sosu bulanlara selam olsun. :)

2- Iceberg Salata; Namı diğer marul :) Hiçbir salata malzemesini senin kadar sevmiyorumm, seni en sade halinle tek başına bile yiyebilirim çatur çıtır..

3- Tatlı Soğan: Benimki soğansız olsun diyenlerden olmadım hiç, tabi kalabalık bir ortama girmeyeceğim zamanlarda.  Böyle bi lezzet, böyle bi tat sevilmezmi. Hele bembeyaz tatlı soğan, arpacık soğanı da diyorlar yediğin şeye ayrı bir lezzet katıyor..:)




4- Mısır: Kaynamışı, közlenmişi, patlamışı, bardakta pişmişi..e) hesi hepsii :) Beni mısır tezgahından uzak tutunn..:)

5- Mantar: Pizzada, kumpirde, salatada, pilavda, herşeye yakışırsın sen, iyiki varsın cnmm :)

İşte bunların hepsini al karıştır, zevkle yerimm ben, o derece :)

Severek Yapılanlar...

1 Eylül 2010 Çarşamba

Çok merak ettiğim "İnception" filmini izleyebildik sonunda. Film hakkında herkesin iyi - kötü yorumu oldu bildiğiniz gibi, aslında kötü hiçbi yorum olmadı, zira herkes çok beğendi memnun kaldı. Ben de sevdim, ama rahat ve kafada soru işareti kalmicak şekilde anlaşılması için bikaç kez izlenmesi gerekiyor kanaatindeyim. İlk tepkim ise "vay anasını" tabiî ki. Yabancı senaristlerin, gerçi bu kitaptan uyarlama bildiğim kadarıyla, kurgu yeteneğine bayılıyorum, olayları birbirine iyi bağlıyorlar, havada kalan ayrıntılar yok değil ama dediğim gibi bikaç kez izlenmesi gerekiyor ve çok ufak.
Sonuçta memnun kaldım. Bu yazın en başarılı filmi bana göre, son yıllarınsa en başarılı filmleri arasına girebilir. Paranormal olayları seviyorum. Hele işin içinde rüyalar varsa...tadından yenmez, gidilir izlenir anca.. ;)







Şu yiyecekleri yemicem diyordum dimi.. Ya yemicem! Çok uzun sürmedi! Ama bu hamburgerlerin içine gerçekten can çektirici, keyif verici bir madde koyuyorlar, zaten özel soslarla hazırlıyorlar belli... Cihangirde bankta oturup tıkınıyorum manzaraya karşı. Sevdiğimiz huzur bulduğumuz mekanlardan birisi, bu haftasonu da çok güzeldi...




Bowling benim neyime? Güzel başlıyorum tamam diyorum havaya giriyorum. Ama sonrasında hezimet yaşıyorum. 


Aaa alışveriş olmasa olur mu? 
(Göbeğim çıkmış yemekten değil valla dönemsel :))
Siyah babetler işyerinde giymelik cinsinden.
Beyazı da iş için aslında, topuklu iyi oluyor toplantılarda filan.Ön kısmı rahat olmadı o da benim ayacıklarımın kusuru.
:)

Ceci Böyle Pasta Yapmasını Nerden Öğrendi?

21 Nisan 2010 Çarşamba


1- Pasta keki, süt, krema, çikolata sosu, damla çikolata, çilek..malzemelerimiz bundan ibaret. Ve hepsinde miktar; göz kararı.

2- Sütle kremamızı hazırladıktan sonra içine damla çikolataları da atıp iyice karıştırıyoruz. Tabağa aldığımız pasta kekinin tek katını bu krema harcımızla güzelce kaplıyoruz...

3- Dört eşit parçaya böldüğümüz çilekleri yine aynı katın üzerine gelişi güzel ekliyoruz, krema hazırlarken damla çikolatalarla beraber de karıştırıp koyabilirsiniz çilekleri fakat çok kalın bi tabaka olup rahat sürülemez, böyle dizmek en iyisi sanırım.


4. Kekin diğer yarısını üzerine kapatıp çikolata sosuyla sıvıyoruz üstünü bolcana. Kendi hazırlayacağınız çikolata sosunu kullanabilirsiniz ben hazır sos kullandım.


5- Ve yine krema ve çilekle süslüyoruz üzerini..


6- Buzdolabına alıp 1 gece bekletmek en iyi lezzeti verecektir, ben öyle yaptım. Çok leziz oldu, ev ahalisi bayıldı. Ben de ilk pasta denememde başarılı buldum kendimi..

Tatlı krizini tatlıya bağlayan tatlı oldum sanki :)

Strawberry Alışverişi, Makyaj ve Ne Yedim Çarşambası :)

14 Nisan 2010 Çarşamba
Strawberry'den bir hafta önce yapmış olduğum alışveriş tam zamanında elime ulaştı.
Elften de bir makyaj seti almıştım hediye kampanyasıyla hatırlarsanız bu makyaj seti de indirimdeydi. İhtiyacım olmamasına rağmen dayanamadım aldım, ama elime ulaşınca iyi bir karar verdiğimi anladım. Zira renkler cıvıl cıvıl ışıl ışıl, rimeli bile var,çok cici..:) Daha da makyaj seti almam heralde :)



Bu ikinci siparişimi 1 gün arayla vermiştim. Bu da bugün geldi. Parfüm olduğu için daha uzun bir kargo süresi vadediyorlardı ama bu da bir haftacık sürdü.
Kokumu değiştirmek istemiştim. Zaten ruh halime göre parfüm kullanmayı seviyorum, tek bir taneyle idare edemiyorum. Lavin Rumeur da karar kıldım, netten araştırdığıma göre baya sevilen ve övülen bir koku. Bende memnun kaldım kokusuyla baya kendini gösteren bir parfüm, iki fısfıs denedim işyerimde hemen kokun ne diye bi soru aldığıma göre..:)



Bu da günün makyajı olsun...Ne yapsam ne yapsam dedim yine renkli bir makyaj çıktı ortaya :)
Siz de beğendiniz mi acep yoksa olmamış mı?
(Kaşlarım kahverengi çıkmış fondotenden :S )

"Bugün Ne Yedim?"
Hehe millet ne giydim postu yapar ben homili gırtlak ne yedim postu :)
Bu akşam canım kahvaltı yapmak istedi.
İşyerindeki öğlen yemeği midemi yaktı bütün gün, rahatsızlık verdi.
Bende bugün kahvaltı yapmak istedim zaten haftasonuna kadar kahvaltı diye bişey yapmıyorum. Belki canım isterse simit poğaça tarzı bişey yiyorum işyerimde.
Nefis bi omlet, krem peynir, zeytin..çay...ımmm nefisdi..:)


Haftanın Ortası böyle geçti işte...
Görüşürüzz..mutlu kalın...:)

LEZİZ BİR MİM :)

31 Mart 2010 Çarşamba
Leahcim beni mimlemişti günler günlerr önce, lezzet duraklarınız nerelerdir diye, anca cevaplayabiliyorum bu mimi kusura bakma benim cnm leahcimm :)








Ben değişiklikten, yenilikten keyif alan devrimci bir kişilik olduğum için lezzet duraklarım da öyle çok belirli değildir, hani her yeri denemek isterim, damak zevkim geniştir, bigün dürüm yiyorsam öbür gün mantı yerim, diğer gün börekçide çay börek yerken bi ertesi gün rakı balık yapabilirim...Papaz her gün pilav yemez misali bi durum hasıl...


Ama ille de sevdiğim vazgeçemediğimi mekanlar olmaz mı, var tabiki;





1- ŞAMPİYON KOKOREÇ: Sevdicekle, arkadaşlarla çok sık gittiğimiz bir mekan. Kokoreç'i bi burda yerim zaten, başka bi yerde yiyemem, ne bileyim güveniyorum sanki şampiyonda yediğim sakatat değil de daha güzel bişey :) Kokoreç yemeyenler üzülmesinler, döner, köfte, patates kızartması, iskender, midye, alternatif çokça yani..









2- TAKSİM AFACAN RESTAURANT: Canımız yemek gibi yemek isteyince Taksimdeysek bide Afacan'ı tercih ediyoruz. Hemen İstiklal Caddesi üzerinde zaten. Önce mercimek veya ezo gelin çorbamız, sonra ana yemeğimiz, salatamız, mezemiz ve içeceğimiz...Tıka basa doymadan kalktığımı hatırlamıyorum. Hani yedikten sonra o caddeyi bi iki turlamak lazımm sindirebilmemiz için..:)






3- TAKSİM HAMURABİ: Sevdicekle de gittik bikaç kere ama okuldayken en samimi arkadaşımla her Taksim'e gidişimizde hamurabiye girer, nefis ve her dem fırından yeni çıkan sıcacık taze börekle, çayımızı hüpletirdik. İster sabah kahvaltınız, ister öğlen yemeğiniz, ister 5 çayınız için gidin ve böreklerinin tadına bakın derim ben ;)











4-CİĞERCİ NİYAZİ: Edirne'ye ilk ve son gidişimde bi hayli meşhur olan bu mekanda akşam yemeğimizi yemiştik. Ciğerleri çok değişik pişiriyorlar yaprak ciğer diye adlandırılıyor, yanında da bol soğan salatası geliyor, ciğer yemeyenlere bile ciğer sevdirebilir. Yolunuz düşerse veya ben bi ciğer yemek için bile giderim diyorsanız benden beş yıldız bu mekana..








5- ULUDAĞ KEBAPÇISI- FLORYA: İlgili personeli, geniş menüsü, şık ambiyansıyla özel davetler için ideal bir mekan, üstelik deniz ve yeşillik manzarası, açık veya kapalı mekan özelliğiyle de biraz tuzlu ama albenisi yüksek bi mekan, iş yemeklerimiz için tercih ediyoruz biz, cep numaram da bi rezervasyon esnasında kayıtlanmış, bayram seyran özel günlerde kurumsal kimlikleriyle kutlama mesajı atacak kadar nazikler.




6- İSMAİL'İN YERİ- DÜZCE: Bittabi çok sık olmamakla birlikte ailecek cümbür cemaat şehirler arası yolculuk yaparken, babamın tüneli bırakıp, yolu uzatıp Bolu dağına tırmandıracak kadar müptelası olduğu, bizim de sabırsızlıkla pişmesini beklediğimiz lezzetli etleri olan meşhur mola mekanı..








Bunların dışında BURGER KİNG, BEREKET DÖNER de sevgiliyle şipşak karnımızı doyurmak için sıkça uğradığımız mekanların başında geliyor.





Tatlılar için MADO, HACISAYİD, SEYRAN PASTANESİ, SARAY MUHALLEBİCİSİ ve İNCİ PROFİTEROL.




Hamur işi için ASLI BÖREK, OKLAVA..



Cafe olarak Taksim- BiMELEK CAFE, Taksim- MELEKLER KAHVESİ, ATAKÖY- ESKİ DOSTLAR...



Sevdiğim ve tavsiye edebileceğim mekanlar bunlardır. Bunun dışında denediğimiz, yemek yediğimiz, belki bidaha gitmek isteyip yolumuzun düşmediği gidemediğimiz çok yer var ama hepsi de akılda kalmıyor tabii..


Bu mimi bu posta yorum yapan herkese gönderiyorumm bakalım ;)

Cumartesi Mixi :)

27 Şubat 2010 Cumartesi
Yarın Annişim geliyor :) Ohh be!
Yemek yapmak çok keyifli eğlenceliydi ama annemi çok özledim.
Artık eksikliği iyice hissediliyor...
Babam daha çok özledi acıklı acıklı şarkılar çığırıyor günlerdir adamcağız..:)
Bugün de ; Annem gelince süpriz olsun diye; plazma almış eve.
Baba bu ne? Anneye süprizz ! :)
Dün de market alışverişine çıkmış süpriz yapim diye hemde annemi aramış bak ben buzdolabı dolduriorumm ne ne alayım diye? Nası süpriz ama :D
Bu dönemde benim yakın arkadaşım olan buzdolabımın üzerindeki tarifler henüz yapamadıklarım. Bi dolu tarif vardı ama yaptıkça attım sağa sola kayboldu :)



Son yaptığım yemekleri de paylaşimm de notumu verin :)



-İSPANYOL OMLETİ-
2 adet patates
1 adet soğan
3 çorba kaşığı zeytinyağı
3 adet yumurta
Tuz Karabiber
Patatesleri yıkayıp soyun ve küp küp doğrayın. Soğanı yemeklik doğrayın. Zeytinyağını 20 cm çapındaki bir tavada ısıtın. Patates ve soğanları tavada soteleyin. Tuz ve karabiber ekleyin. Patates ve soğanlar renk değiştirince kısık ateşe alın. Yumurtaları bir kasede çırpın. Yumurtalı karışımı tavadaki patates ve soğanların üzerine yayın. Her iki tarafını da kızartın. Sıcak olarak servis yapın. Not: Arzuya göre biber, jambon, mantar, peynir, domates de ekleyebilirsiniz. Ben kaşar + mısır ekledimm..



Bu da Bayat ekmekle yapılan bir kahvaltı yemeği...
Resimden karmançorman bi görüntü olabilir ama lezzetine diyecek yok emin olun ;)
Bayat ekmek, küpler halinde kesilerek derin bir kaba konur. İçine peynir, kaşar peyniri, zeytin, salam,sucuk, sosis hangisi varsa gönlümüze göre koyup baharatlar da eklenip karıştırılır sonra teflon tavada bi on dakika kızartılır. Hepsi bu gerisi afiyet şeker olsun :)









Bugün toplantı olduğu için olağandışı olaraktan işteydim..Sabah bi baş ağrısı tuttu bide üstüne pms olayı aman aman hiç çekilmiyorr..

Related Posts with Thumbnails