ceci'nin dolabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ceci'nin dolabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çanta Aşktır...

25 Mart 2013 Pazartesi
Bir kadının gününün iyi geçmesi için yeni bir çanta alması yeterlidir.


Ve bazen onu almak için rengi yeterlidir.

 Ve O çantayla hevesi geçene kadar büyük bir aşk yaşayacak olması ofsayttan daha az anlaşılır bir durum değildir...


Sevgiler...:)

Leopar Candır..

13 Eylül 2012 Perşembe
Leoparı sevmeyen bayan... vardır elbette.
Eskiden çok kokoş bulurdum hiç elim gitmezdi.
Ama insanın zevkleri değişebiliyor.
Bir çoğumuzun dolabında bir tanecik de olsa leopar desenli birşey mutlaka vardır.
Bahsettiğim düğünün kına gecesinde bu leopar elbisemi tercih ettim.
Kırmızı rujum ve siyah topuklu ayakkabılarım...
Leopor çok aksesuar istemediğinden küpeler ve siyah bileklikle tamamladım..



Burda biraz tombik çıkmışım sankim :)


Dantelli sırt detayına bayılıyorum..



Neler Neler...

1 Ağustos 2012 Çarşamba
Hafiften ben...:)
bu kolyemi ve bilekliğimi çok seviyorum...

İşyerinin geleneksel iftar yemeğini de atlatmış bulunuyoruz. Artık işyerinde bu kadar yoğun olmamayı umuyorum. Hem evlilik hazırlıkları hem iş o kadar zor oluyor ki...



Evlilik hazırları demişken Cumartesi günü ilk defa gelinlik denedim..

Hatta tam 5 tane..Hepsi de çok yakıştı...Karar vermek güç ama aklımda var bi model.
Çiçek var tabiki olmaz olurmu yani yine çiçeğiz, yine güzel... :)
Neyse ki benim sevgilim bu karikatürdeki erkekler gibi değil. En az benim kadar ilgileniyor, öyle ki gelinlikle ilgili bütün terimleri ezberledi. Bunun kumaşı organzemi taftamı diye sordu ya koptum orda. Drape, dupont, tarlatan hepsini öğrendi :)


Son zamanlarda...

Ne yedim?






Ne dinledim?

Düşeceğiz yorgun argın
Utanmaz uykulara
Aynı rüyayı görüp, şaşacağız
Karışacak aklımız
İçimiz bir hoş olacak
Ölsek bile, aşktan öleceğiz


Sizce de tangoya uygun bir şarkı değil mi..
Düğünde bu şarkıyla ilk dansımızı yaparız kimbilir..:)

Ne izledim?

Wicker Park Türkçe adıyla "Hep Seni Aradım"
Ah o sevdiğine ulaşamama, kavuşamama duygusu..
Başroldekileri bırak seyirciyi çileden çıkartır..
Müzikler, oyuncu performansları harika. Hikaye, kurgu etkileyici ama klişeler de yok değil..Bütün aşk filmlerinin kaderi bu bence..Çünkü aşk zaten klişe bişey, herkesin aşkı farklı elbet ama hissettirdikleri, düşündürdükleri aynı aslında..


Ve sevgilinin sürprizii... ♥



Gri Siyah

14 Nisan 2012 Cumartesi
İş hayatında en çok kullanılan 3 renk; siyah, beyaz ve gri...Bunu lacivert, bej, kahverengi vs. takip eder genelde. Ne sıkıcı, resmiyet kokan renkler dimi :) Aslında havalar netleşse, bahar bahar gibi olsa, güneş hakkını verse mevsiminin biz de renkleneceğiz belki biraz ama şu sıralar böyleyiz...

(-Çok cebelleştim ama kendi kendine anca bu kadar... :) Maalesef boy fotoğrafı mümkün olmadı:( İşte bir ofis kombini daha...-)


Yağmura, soğuğa inat mutlu haftasonları!


Bolero Ceket: Adil Işık
Pantolon: Hala hediyesi
Siyah Kazak: Mango
Takılar: Çeşitli bujiterilerden

Yuvarlak Masa Toplantıları, Beyaz Gömlekler filan...

6 Nisan 2012 Cuma

Bir kadının dolabında bulunması gereken 100 şey listesinde siyah elbise birinci sıradaysa beyaz gömlek de ikinci sıradadır. Ve bu listede inci kolye de kesin vardır.
Bir klasikdir, Her dem kurtarıcıdır.
Sıkıcı gelebiliyor bazen ama  iş için de en ideali oluyor...

Gömlek ve etek: Koton'dan...



Topla topla nereye kadar?..Toplan toplan sonuç ne?... :)
Bazen bıkıyorum...


En Son...Vol 2

26 Mart 2012 Pazartesi
Yedim...
Canımın içi dostumla Pizza Hutta...


İçtim...
Mado'da Türk Kahvesi, sevdicek ve halacımla...


İzledim...
Fetih 1453
Evet epey bi emek verilmiş, film başlıyor ve dolu dolu, hiçbi masraftan kaçınılmayarak yaklaşık 3 saat sürüyor..Türk sinema tarihinde önemli bir yer edinicek kadar güçlü bir film yani. Ama niyeyse ben pek etkilenmedim. Daha çok belgesel diyenlere katılıyorum, yani drama, psikolojiden ziyade olan olmuş, İstanbul fethedilmiş işte de böyle diyen bir film, can alıcı noktası gemilerin karadan yürütülmesine yüzeysel olarak değinmiş mesela ki bence kurguda en önemli üzerinde durulması olan nokta bu olmalıydı. Savaş sahneleri tabiki muhteşem, tabiki ağzımız açık kalıyo o görüntülere.
Ama benim aradığım yoktu duygu namına, işte birazcık ucundan aşk, şövenizm, haklı gurur, inanç,din...Yine de ellerine sağlık,  İstanbul'un fethi  işlenecek en güzel konulardan biri, riskli bikere, hak yemeyelim bence üstesinden gelmişler, tavsiye de ederim. Ama bayıldım, kusursuz demiyorum...


Şirinem, prensesimle oynadım...


Elma şekerimmm...



Hediye aldım..
Halamdan bu gömleği..


Aldım...
Bu aşk kokan salata tabağını..
Artık kıyafet, ayakkabı yerine mutfak eşyası alışverişi yapıyorum internetten..:)
yani güzel günler göreceğiz çocuklar...:)



Bu şarkıda dansettim...<3
Epey kişi yorumlamış ama canlı performans herzaman candır.



Sonu biraz tatsız olsa da hayatımın en güzel Cumartesi gecelerinden birini yaşadım..



Orkut Scraps - Saturday








Back To School...or Meeting! :)

15 Mart 2012 Perşembe
Bana eski tarz okul önlüklerini anımsatıyor bu beyaz yakalı sadecik siyah elbise...
Ben bir toplantım için tercih ettim.



Elbise: Tiffany
Çorap: Penti
Ayakkabı: Polaris

Evet kabul, stilimiz aynı ama bu hatuna daha çok yakışmış :)

Etek Boyu... :)

23 Şubat 2012 Perşembe

En fazla seductive olurum diye düşünüyorum :)


Mini de giyeriz...
(Adil  Işık)


Maksi de..pek maksi sayılmasa da bu model uzun etek tabirine uyar..
(Markafoni)


(Mekan: Eğitim Salonumuz :))


Eksik etek ne sinir bozucu bir tabirdir değil mi...
Allah eteğinizi eksik etmesin :)

Sarı Elbise...

12 Şubat 2012 Pazar

Markafonide bu elbiseyi görünce "hiç sarı bi elbisem olmamıştı... sarışına gitmez ama esmere yakışır ya... alayım giyerim ben bunu" demiştim.. 
Yakışmış mı peki? :)
Kemeri de kendisine ait...
Giydiğim çizmelerimi de pek bi sevdim  bir daha paylaşsam ayıp olmaz dimi:)

Alışveriş & Sinema

23 Ocak 2012 Pazartesi
Bu aralar alışverişin dibine vurmuş bulunuyorum. Her akşam elimde poşetle dönüyorum eve ve artık dolabımda ne askı ne yer kalmadı. Bu ara indirimlerin bolluğundan ve artık mağazalarda birbirinin aynısı değil de değişik tasarımlar, hoş parçalar bulunduğundan ve de ve de en sevdiğim kısmı 2 beden küçülmüş olmamdan :) elimin her gittiğini aldım. Şikayetçi değilim tabiki, uygun fiyatlarla aldığım için pek bütçemi sarstığını düşünmüyorum. Ama yine de "project pan" misali uzun süre bişey almamayı planlıyorum.

Beni AVM'de bekletmeyeceksin. Beni hiçbiyerde bekletmeyeceksin, beklemeyi (bekletmeyi de)  sevmem ama eğer AVM'de bekletirsen ben bişey almadan çıkmam ordan, ekonomiye çok fena can verebilirim :)

Tabi sadece AVM de kalmıyor alışveriş faslı, internetten de nasibimizi alıyoruz..

Bu üstümdeki bluzu Markafonide mont alırken yanına bişey daha alayım düşüncesiyle almıştım.. İçinde en sevdiğim 3 renkin bileşimi var siyah beyaz ve kırmızı yani alt olarak bu 3 renkten birini rahatça kullanabilirim diye düşündüm alırken.


Bu arada T-box kabinindeyim.. Ve üzerimdeki şifon bluzu aldım tamamen işi, toplantıları filan düşünerek, hem mevsimi de değil ama fiyatı çok uygundu. Üstelik 3 al 2 öde kampanyası vardı. Bir elbise ve bir etek daha aldım ki onları da kombinlediğimde gösteririm.


Bu arada bedenleri büyütmüşler diye düşünüyorum. 38 bedenin bol, 36 bedenin tam olması harika bişey tabi de bunun pazarlama stratejisi olduğunu kanısındayım..


Ve daha biçok cici var kombinlenmeyi bekleyen ama son olarak bu pembiş şortumu paylaşayım istedim. Kışın ortasında yaza hediyem.. :)




Evet gelelim filmlere. Kurtuluş Son Durak. İlk duyduğum andan itibaren gitmek istiyordum bu filme çünkü sosyal mesaj veren filmleri sevdiğimden bahsetmişimdir, daha çok ilgimi çekiyorlar böyle sanki daha hayattan, daha anlamlı. Her neyse, ilk başlarda konu güzel ama klişeliğe kaçmadan kurtarabileceklermi acaba dedim ki nitekim başardılar, ikinci yarı çok hoşuma gitti yani beklemediğim sahnelerle karşılaştım. Zaten gitmek istediğim filmlerle ilgili pek yorum, eleştiri hatta konuyu bile tam okumuyorum ki spoiler olmasın, etkilenmeyeyim diye. Hayal kırıklığına uğrama gibi bi durum olmuyor mesela. Memnun kaldım açıkçası, oyuncular zaten çok iyi, sırf demet akbağ, nihal yalçın, ahmet mümtaz taylan, asuman dabak, mete horozoğlu için bile gidilir.


İkinci filmimiz vizyona gireli birkaç ay oluyor. Ben Cumartesi gecemi değerlendirmek adına bilgisayarda izledim. "Senden önce"  klişe ama yine de eğlenceli, keyifli bir film. Ama artık romantik komedi namına yeni hikayeler bulsalar iyi olacak. Yakında evlenecek olan küçük kızkardeşin evlilik hazırlıkları akabinde duygulanan ve evde kalma endişesi yaşayan tipik özgür ama duygusal metropol kadınının gerçek aşkı bulma telaşı... Tabiki olaylar farklı biçimde gelişiyor, birkaç özgün sahne var, oyuncuların performansı cabası ama dediğim gibi çok şey bekleyerek izlememek lazım. Yine de Saturday Night filmi olarak idare edilebilir. Başroldeki kızla çocuk pek bi şekerler :)

Mevsim Kış Olsa da Yeşilleniriz Biz..

15 Ocak 2012 Pazar
İçimiz baharsa... ;)

Yeşil ve kahve uyumunu seviyorum. Yukarda gördüklerinizden çanta, fular ve kazak doğumgünü hediyelerimden. Amma bereketli bi doğumgünüymüş dimi :) Kombinle kombinle bitmiyo :)

Fular petrol mavisi evet lakin yeşile çok yakın gibi görünmüştü gözüme. Kafamda öyle tasarlamıştım ama fark var tabiki, çok da abes durmadı sanki. Ve kahverenginin tonları...


Triko üst: Rodi
Şort: Red Balance
Çizme: Arrow
Kemer: Defacto
Çorap: Penti
Fular: Bunu bilemiyorum işte :)


Makyajımızdan bi kuple....


Dikketinizi celbettiyse saçlarımda hafif kızıl ışıltılar var.

Harika bi renk keşfettim. Açık saçta gösterebilseydim rengi daha anlaşılır olurdu ama gerçekten hoş, değişik bi renk, acayip memnun kaldım, boyanın yapısı da hoşuma gitti.

İşte ta kendisii;



Yeşil demişken yeşil çayım ve eskiden hiç sevmediğim şimdi ise helede bol cevizliyse ayıla bayıla yediğim yumuşcık lezzette kabak tatlısı ile sonlandırıyorum bu postu..




Solmasın yapraklarınız hep yeşil kalın.. :)

KahveSiyah...

9 Ocak 2012 Pazartesi


Üstümdeki afilli bluzu rastgele bir dükkandan "nasıl olsa giyerim ben bunu biyerde" zihniyetiyle almıştım.
Etek: Artistic
Kolye: Koton
Bilezik: Arkadaşımın çok beğendiğim için kolundan çıkarıp verdiği hediye diyebiliriz :)
Çorap: Bakırköy Loya





Son bi poz...



Ve Ceci kaçar...

Pembe Pantolon ve Çorap Aşkı..

6 Ocak 2012 Cuma
Yağmurlu bir haftasonu AVM gezisi için pembe pantolonumla spor bir kombin tercih ettim...
Arabamı hazırlayın demiştim hazırlamışlar :)


Pantolonumu herhangi bir butikten aldım..
Kazağım; Abimin hediyesi..
Ayakkabılar; Deichman..
Montum; Collezion okul yıllarımdan kalma, rahat bi 7 senesi var..:)
Çanta; Yurtdışından hediye..


Ve bitürlü gerçek rengini yansıtamadığım pembiş pantolonum...Şeker gibi, aslında tam baharlık ama ben o kadar bekleyemezdim :)




Ve pantolondan bahsederken..
Uzun süredir pantolon giymiyorum aslında, eteklerim ve elbiselerimin tadını çıkarıyorum şu sıra. 
Uzun çizmelerle ve değişik model ve renklerde çoraplarla kombinlemek hoşuma gidiyor. Baklava deseni de hoş bir klasik..


O yüzden bol bol çorap stoklamaya başladım :)
Nerde görsem alıyorum...

LCW'dan ve Koton'dan aldıklarım...




Ve en çok istediğim beyaz çoraptı...Hiçbiyerde istediğim gibi bulamadım. Ama bunu beğendim.. Romantik bir kombin çıkabilir :)


Bu gidişle çorap koleksiyonu oluşturup sizlerle paylaşabilirim :)

Related Posts with Thumbnails