Ceci'nin Canı Bunları İster...

7 Ekim 2009 Çarşamba

Bu Şirin Şemsiyeleriii...Bu kış da çok yağmur yağacak malum, hemen yeni yeni cicili bicili bir şemsiye edinmek istiyorum!


Birbirini tamamlayan bu alyans yüzükleri..Hıhım...





Bayıldığım "Süzme Mercimek Çorbasını" lupluplamayı :)








KOÇTAŞ'a gidip şirin mi şirin bir mantar panosu alıp notlarımı iliştirmeyi..Sonra "Mantar panonda Ne var?" diye :)yeni bir mim akımı başlatmayı,

İşleyen Ceci Işıldar mı? ...

5 Ekim 2009 Pazartesi
Bugün günlerden Pazartesi, sevilmeyen demeyelim de az sevilen bi gün.

Berbat bir hava vardı, gökyüzü griydi bütün gün, yine bardaktan boşanırcasına yağdı mübarek.

Deli gibi çalıştım, yeni yeni işler çıktı, yoruldum ama huzurluyum. Bazen öğrenci olup okula gidip sadece ders çalışma sorumluluğum olsun istiyorum, bazen ev kızı olup sabahtan akşama pijama terlik modunda sabah programları izlemek, bazense işim olsun ama home ofis çalışayım diyorum, bazen şükrediyorum şu krizde bi işim var diye, bazense..




Neyse bu bazenler uzar gider... :) Ben işimi seviyorum, sadece pazartesileri sevmiyorum :) zor oluyor :) Ve size bişey söyleyeyim mi? Zor olan, yoran iş değildir hiçbizaman aslında, insanlardır, uğraşmak zorunda olduğun ve katlanmak zorunda kaldığın. Bazen çok şeker, çok iyimser, kibar olduğunu düşündüğüm ama bazen işkolikliği, panikataklığıyla beni strese sokan, demoralize eden bir müdürüm var. Kendisi bu yazıyı asla okumayacak. Ama yine de en fazla "uyuz" "sinir şey" diyebilirim ona :)


Sonuç olarak Çalışmak iyidir iyi, bişeye yaradığını bilmek, elin ekmek tutması, emekçi olmak, emek vermek yabana atılır duygular değil..Rahmetli Sakıp Ağa'nın dediği gibi ; "çalışmaak.. çalışmaak.. çalışmaak"

GECE SAÇLI KIZ CECİ..

4 Ekim 2009 Pazar


Gece saçlı kız


Beyaz bir bulut giydi üzerine


Asıldı ucundan


Gökkuşağını doladı beline


Kır çiçekleri


Düşerken Saçlarının teline


Aşk tohumları ekti


Belki Yeşerir diye


Çorak kalbine




Saçlarımın rengi orjinaldir, siyahtır, severim. Üniversite dönemimde saçımı kızıl yapmıştım kızıl furyasına uyup, onunda yakıştığını düşünüyordum. Sadece bir kere kuaförde boyattıktan sonra kendim Koleston'un özel kızı serisinden "Aşk Alevi" kızılına boyuyordum sürekli, çok güzel bi tonu vardı. Bir kere de çılgınlık olsun die sarı balyaj atmıştım bakır kızılın üstüne, akla hemen dehşet bi görüntü geliyor ama inanın fena sayılmazdı, deneyin bile derim yani :)








Ondan sonra, yani 3,5 4 senedir hiç boyamadım saçımı, kendi haline, kendi rengine bıraktım. Şimdi bu renkle, siyah renkle çok mutluyum, çünkü ben gibi sevdiklerim de bu rengi bana çok yakıştırıyor. Beyazlayana kadar da farklı bir renk kullanmayı düşünmüyorum açıkçası. Ama şuan bikaç tane olan beyazım çoğalırsa mecbur boyatıcam, siyah renk de doğal durmadığından farklı bir renk boya istiyorum, aklımda olan bikaç renk var... yine kızıl; yabancı olmadığımdan veya çikolata kahve.. 【ツ】

Ceci'nin Kırmızı Çantasından Çıkanlar...

Hepimiz Çanta karıştırmaya bayılıyoruz. Daha önce henüz bloğum yokken çoğu blokta bu mimi görmüştüm."Çantanda ne var?" konulu.Heves edip bende çantamı alt üst ettim şimdi, sizinle paylaşıyorum.

Bakalım Cecilia çantasında ne taşıyormuş?


1- Pembiş mini makyaj çantam ; öyle kocaman makyaj çantası taşımayı sevmem, yanıma gün içinde kullanma ihtimalim olan şeyleri ve mümkünse minik olanları alırım.
2- Parfümüm, yine yurtdışından, kuzenimin eşi canım arkadaşım Lora hediye olark yolladı, bayılıyorm kokusuna, az kalmasından da belli değilmi? :)
3- Evet yine Lora'mın yolladığı bakım serisinden kremim, aman eller kurumasın, çatlamasın :)
4-Uzun cüzdanım, cüzdanlarmdan sadece bi tanesi, değişik cüzdanları çok severim ama genelde bunu kullanırım alışkanlığımdan.
5- Bozuk para cüzdanım; bazen içine toka, düğme, kopan bileklk ve benzeri kaybolası miniklikler girer, yararlıdır.
6- Mini dikiş setim; Dünya hali, heran herşey olabilir, başıma geldiğinden iyi bilirim, pantalon sökülür, yırtmaç yırtılır, her çantada olmalı kanaatimce.
7- İlaç kutum; eskiden first neogine sakız kutusuydu, şimdi migrenim için ağrı kesici, aspirin, soğuk algınığı ve binumum hastalık için ilaç kutum oldu, recyling durumları yanii.
8. Lastik tokalar; aslında tel toka, kıskaç tokalar da eşlik ediyor kendilerine ama bu kez çantamdan çıkmadı :)
9-Flash belleğim; onu taşıyan şeker mi şeker anahtarlıklar, pembe köpekli olan hediye.
10- İşyeri anahtarlığım, o şirin kaplumbiğin de bir anlamı var :)
11- Kırmızı fotoğraf makinemsiz olurmu, olmaz :)
12- Malumunuzz olmazsa olmazlarımızdan yine; cep tlefonumuz.
13- Ajanda, kalem ( hafızana güvenme demişler, akla gelen hemn not alınmlı! )
14. Vee offf..işte alışverişin belgeleri...pos fişleri..notlar vs.




Makyaj çantamın içine gelirsek;
1-She 3lü lipglossum, aldığımdan beri yanımdan ayırmıyorum, çok şeker ya tipe bak allasen :)
2-Avondan aldığım 4'lü krem far
3-Flormar ruj ve golden rose dudak kremi
4-Next marka hediye allık
5- Kurtarıcım, uçuk kremim vectavir
6- Loreal teleskopik maskara, flormar kalem ve eyeliner.
7- Kirpik kıvırıcı
8- O ruj değil efenim o bir ruj kılığında gizli çakmak, Beyoğlu'nun ara sokaklarında bir tezgahtan satın almıştım; 5 TL, çin malıymış zaten üçüncüye çaktım gazı bitti :), ama olsun şekli yeter. Bu arada "sigaraya hayır, dur, defol" diyenlerdenim, çakmak yanımda acil durumlar için var sadece ki dedim ya almamda görünüşü etkili olmuştur, bayılırım acaip şeylere :)



9- She iki ürün alana bi anahtarlığını veriyordu, hem anahtarlık hem kalemtraş, o halde durmalı :)

İşte bu kadar. Bu mim'e devam edelim mi ne dersiniz? Sevgili Mughetto'yu mimliyorum ben, çantasının içindekileri merak ediyorum doğrusu.. 【ツ】

Cecilia Bu Şarkı'yı Seviyormuş..."SEN"

Bugün yağmur kokuyor gene köşe bucak... Hergün ki gibi aslında alıştık İstanbul'lular olarak, yağıyor biraz sonra güneş doğuyor, sonra gene kapanıyor bulutlarla gökyüzü, sonra açıyor tekrar hava...Doğa dengesizleşti takdir edersiniz ki, mevsimler birbirine karıştı, dört mevsimi bir günde yaşayabilme ihtimalimiz hep aklımızda, hırkamız, şemsiyemiz en sıcak günde bile yanımızda. Küresel ısınmanın sonuçları bunlar ki bizim de suçumuz da yok değil bu durumda...herneyse sosyal mesajları bilare veririm artık :)
Evdeyim, dinlenmek istiyorum bu pazar günü, bütün randevularımı iptal ettim biraz da hava muhalefeti nedeniyle, sevdiğim şarkıları dinliyorum... Hüzünlü, isyankar, huzur dolu, bana insanı hatırlatan, sevdayı, aşkı ve güzelliği anlatan.. özgün...türkü...
Aşağıda paylaştığım şarkıyı dinlerken ne demek istediğimi anlayacaksınız...Ben çok seviyorum bu şarkıyı..müziği ayrı, sözleri ayrı hoş, belki tarzınız değildir ama ben tarz marz anlamam önemli olan o ezginin, o tınının ve sözlerinin sana nelr hissettirdiğidir düşüncesi taşıyorum. 【ツ】
"FEYZULLAH ETİ - SEN"




Sen yarının özü
Ah sen yarının dili
Sen yarının sözü
Ah canım benim sol yanım benim

Diren ey karam diren
Diren iç yaram diren
Diren sevdaya güven
Ah canım benim sol yanım benim

Sen umudun yolu
Ah sen kavgamın seli
Sen yarının dili
Ah canım benim
sol yanım benim
Diren ey karam diren
Diren iç yaram diren
Sevdan hep dünkü gibi
Hiç yaşanmamış günlerim gibi
Ah canım benim sol yanım benim

Yar yarımsın yar Sızımsın yar
Canımsın yar
Yar sol yanım yar

Hangi Oje Yakışmazki Kız Sana (Bana)?... :)

2 Ekim 2009 Cuma




Gidiyorum gözüm arkada Kaçamadık burdan başbaşa Hangi oje yakışmaz ki kız sana Ver elini bana... Duman'ın bu enfes şarkısıyla başlamak istedim..


E malum konu oje olunca.. :)



İşte buda benim oje koleksiyonum.















Bi Bakmış O da Ne Cecilia'nın Dudağı Uçuklamış...

Nefret ediyorum...
Seven elbette ki yok bunu ama ben acayip nefret ediyorum! Sabah gayet güzel uyandım, aynaya baktım, o da nesiii??? Ve acı gerçekle karşılaştım daha fazla bakamadım. Üst dudağımda bir uçuk! Daha yeni yeni pörtlüyor (uçuk eylemi), henüz acı yok, tuhaf bir his var sadece o bildiğiniz, ıııuggfff...

"Büyümesin allahım nolur büyümesin" diye dua ededururken, hemen çekmecelerimi karıştırıp özenle sakladığım minik iksirimi buldum; VECTAVIR.. Bu durumlarda güvendiğim tek kurtarıcım.. Bir hafta süren uçuklar onun sayesinde iki üç günde etkisiz hale gelebiliyor, öyle ki bazen başlamadan bitiyor bu uçuk masalı. Bi de daha doğal bi yöntemi var; Tahta kaşığı olabildiğince ısıtıp uçuğa basarsan çabucak kururmuş ki denemedim değil








Rahatça gülüp konuşamamak, bişey yiyip içmek için kasılmak uçuğun berbat sonuçları bildiğiniz gibi.. umarım en kısa zamanda geçer biter. Buna neden olan şeyi de merak ediyorum; stres mi, ateş mi, korku mu, her neyse.. Ama alışkınım ben senede bi kaç kez pörtlüyor benim dudaklar...Allah düşmanımın başına vermesin diyor noktayı koyuyorum. 【ツ】





Kim Demiş Kızlar Kokoreç, Midye vs. Sevmez Diye?...

1 Ekim 2009 Perşembe

Kim demiş kızlar kokoreç yemez, midye sevmez diye?
Şahsım adına söyleyebilirim ki dünyanın ender lezzetli yiyecekleri arasında yer alır ikisi de.Aklımıza abuk sabuk şeyler getirip tiksinmek yerine, büyük bir olağanlıkla tadına bakmalıyız bu lezzetlerin bence.Elin Çinlisi, Japonu Kurbağa Bacağı, bilmem ne böceği yiyor, Avrupa domuz etiyle besleniyor. Biz ise halis muhlis yurdum kuzusunun iç organlarından son derece temiz ve titizlikle hazırlanmış kısmını beğenmiyoruz. Uzağa gitmeye de gerek yok hani, bakınız; bizde suşi yiyen jet sosyeteye laf yok, ama kokoreç yiyene var! Gerçi ünlüler bile yiyor, bar çıkışı ya kokoreççiye ya işkembeciye gidiyorlar bilmezmiyiz magazin programlarından(!) :)

Derler ki ; Gecenin bir yarısında, günün ortasında, zamansız ve ansız arzu edilebilen müthiş bir kayıntı, dost muhabbetlerinde, bir maç çıkışında veya alkol tüketimi zirveye doğru ulaşırken tüketilen, bira severlerin et yemeği, seveni ve sevmeyeni bol olan bir yemektir : Kokoreç. Baharatlı, sade, kömür ateşinde, sac tavada, ekmek arası, tabakta, ayranla, şalgamla, birayla tüketilebilen kendine ait bir jargonu ve kültürü oluşmuş yemesi ve yapılmasının belli ritüelleri olan Kokoreç; Türk insanının değişmez alışkanlıklarından biridir.
Onu bunu bilmem yarım ekmek kokoreç yenilir kardeşim, hele de bu işin ehli "Şampiyon"da, üzerine de midye dolma bile yenilir. Üç sene önce tanışmıştım Şampiyon kokoreçle, "kokoreç mi asla, hayatta ağzıma sokmam" diyenlerdendim ben de. Ama o lezzeti tadınca ve temizliğine kanaat getirip, kaliteyi ve gıda güvenliğini sağladığına inanınca "hayatı ıskalama lüksüm yok benim" dedim ve yemeye başladım...Immm... :)




ŞAMPİYON KOKOREÇ'in Beyoğlu, Beşiktaş Kadıköy, Bostancı Bakırköy, Şirinevler, Edirne, Mersin, İzmir gibi daha sayamadığım bir çok şubesi var. Bu alanda rüştünü ispatlamış bir restorant grubu. Kokoreç yemeye karar verdiyseniz kızlar öneririm. Ben ve arkadaş grubum müptelasıyız. Aramızdaki kokoreç ve midye yemeyenler de gide gele bu kervana katıldı. Ama gene de ısrarla yemeyen ve bu özel tattan mahrum kişiler için döner, köfte, patates kızartması, midye dolma-tava gibi pek çok seçenek mevcut. Personeli sıcak ve ilgili, tesisi temiz, düzgün, modern. Üstelik sürekli takılıyorsanız özel Şampiyon indirim kartınız bile oluyor . E daha kokoreç yememek için sebebiniz kaldı mı hanımlar?【ツ】

Related Posts with Thumbnails