Canım Abim Melek Oldu...

1 Ekim 2013 Salı




Hayatımda yaşamadığım kadar büyük bir acıyla sınandım.
Ama isyan edemiyorum takdir ilahiye
Biricik Ağabeyimi kaybettim.
Melek oldu, Allahım yanına aldı onu.
Biliyorum mekanı cennet, ancak böyle avutuyoruz kendimizi
Ama dayanması, alışması o kadar zor ki..
Ölüm bu kadar kolaymıydı?
Yaşamak bu kadar mı boş?
Oysa hayat herşeye rağmen güzel değil miydi?
Masallarda acıdan bahsedilebilirmi?
Bir  aydır içimde sorgusu süren binbir düşünce...
Biter gibi görünse de dinmeyecek bir sızı sanki..
Acısı geçip izi kalan bir yara gibi kalacak içimizde..
Ya her geçen gün büyüyen hasret...
Bir daha göremeyecek olmanın sevimsiz, gaddar fikri.
Allahım sen sabır ver...
Sabır, en ihtiyacımız olan şey...
Her canlı tadacak bu hazin sonu elbet ama sen gecinden ver...
En zoru bu ani, vedasız, sessiz gidişler.
Melek abim..hani diyordun ya "resmini çek bunu da koy bloğa" diye.
Biliyorum oralar daha güzel, ordakiler herşeye muktedir
Ve bunları da okuyor, görüyorsun şimdi.
Seni çok ama çok seviyoruz.
Yaşadığımız sürece seni de yaşatacağız, asla unutmayacağız...
Hep bizlesin, bunu böyle bil.



 

İzledim, Okudum...

25 Eylül 2013 Çarşamba
Kitap okumak ve film seyretmek beni rahatlatıyor, yoksa sizi de mi?
Epeyce film ve kitap biriktirdim bu ara.



Aşk Kırmızı
İki kadın da çok güzel ama ikisi de yapı itibariyle birbirinden çok farklı. İkisinden de bu yüzden mi vazgeçilmiyor acaba? Biri yeni diğeri eski ama ikisi de sevildiği için mi? Aldatmanın sebebi,kılıfı, kabul ediliri olamaz. Filmin hayatta cevaplandıramadığımız sorulara anlam arama gibi klişe bir felsefesi var ama yine de sıkılmadan izliyorsunuz. Konusu eleştirilebilecek basitlikte ama kurgu biraz farklı ilerliyor, esas kadın hangisiydi çözemedim, ikisine de acıdık ama Nurgül'ü sevdim ben. Teknik alt yapı iyi eli ayağı düzgün tabir edilecek şekilde ama televizyonda da buna benzer kalitede diziler çekiliyor artık. Filme acımasız şekilde yorum yapanlar olmuş, klişe acıtasyon filan evet mükemmel bir film değil ama o beğendiğiniz Kore filmlerinden farklı da değil bence.



Açlık Oyunları
Herkesin deli gibi sürüklendiği benimse elimde sürünen bir kitaptı bu Açlık Oyunları.
Hala bitirmiş değilim ve filmini izledim, her ne kadar filmlerle kitapların bıraktıkları etkiler çok farklı olsa da bitirmesem de olur diye düşünmeye başladım.
Diyebileceğim orijinal hikayeleri seviyorum ve başroldeki kız gerçekten başarılı.


Saklı Hayatlar
Farklı bir konusu var. Ben ki sosyal mesaj veren filmlerin insanıyım ama böylesi önemli bir konu ele alınmışken, vurucu, insanın içine işleyici sahnelere daha çok yer verilmeli, diyaloglar daha verimli kullanılmalı diye düşündüm. Konunun gerçekliği, yaşanmışlığı var elbet ama çok belgesel izliyormuşum gibi hissettim. Ceren Hindistan ve Yusuf Akgün daha radikal karakterler olabilirdi. Belki filmin vermek istediği de bu yüzeysellik, orta yollu, sadelik ama daha cesur olunabilirdi... 



Mutlu Aile Defteri
Bu film için ne denilebilir bilmiyorum, iyi-kötü filmi değil bu bi değişik...
Havada kalan sahneleri, absürt komedi tadında saçma detayları ile tatlı, sempatik, sıcacık bir aile filmi. Oyuncular birbirinden şahane, İzmir'den az da olsa güzel kareler, komik diyaloglar, eğlendiren sahneler var. Mantık aranmayacak, eğlenilip geçilecek bir film, çizgi roman, masal , biraz daha fantastik tutsalar Tim Burton filmleri gibi.



Kuma
İlginç, belki de realitesinden dolayı acıklı, sürükleyici, beklenmedik bir hikayesi var. Başroldeki kız gerçekten iyi bir oyuncu her ne kadar filmdeki rolü sinir bozsa da.
Sinir bozucu derken kötü kadın rolünde değil, şartların zorunda bıraktığı sevimsiz bir durumda evet yani kuma.Ama yine de ben olsam böyle yapmazdım dediğiniz sahneler yok değil.




Sen Dünyaya Gelmeden

İşte bu filmi çok sevdim. Duygu yüklü, sarsıcı ve yine şaşırtıcı, sürükleyici bir film.
Gerçek bir savaşa değinirken, çok güzel bir aşk hikayesi ve ilgi çekici bir konuya sahip, sıkılmanız imkansız. Oyunculukları, özellikle yaşlandırma tekniğiyle yaşlandırılan oyuncuları, Penelope'un güzelliğini beğenmeden geçemeyeceğim. Ayrıca ondan aşağı kalmayan güzeller güzeli oyuncumuz Saadet Işıl Aksoy'un da filmde hatrı sayılır bir rolü var ki oldukça başarılı buldum kendisini.



Benim Dünyam

Beren Saat "olmuş" diyeceğim, Uğur Yücel'e gene hayran kaldığım, gelecek vaad eden çocuk Melis Mutluç'un oyunculuğuna şapka çıkaracağım bir film Benim dünyam.
Farklı konuları hep sevmişimdir ve beni ağlatmayı başaran bir filmin başarılı bir film olduğu inancını taşırım her zaman. Ki biçok kişiyi de ağlattı bu film öyle değil mi. Ha bi de müzikler harikaydı.


Ve uzun zaman sonra, dar vakitlerde de olsa kitap okumaya yeniden başladım...

En Uzun Gecem...
Etkisinde kaldığım bir aşk hikayesiydi ama sadece aşk yoktu içinde.
Ahmet Altan'ı sevmem ama kalemi gerçekten güçlü.
O uzun cümleleri beni hiç yormadı.


Ve böylesi etkileyici tasvirlerin bulunduğu kitaptan sonra Küçük Mucizeler Dükkanı iki günde bitirilecek çerez tabirinde bir kitap.
İçinizde bir polyanna canlanmasına sebep olabilir ama edebi bişeyler ve altını çizebileceğiniz derinlikte sözler bulamazsınız. Açıkçası nasıl bestseller olabildiğini düşünmüyor değilim. 

Ama buna rağmen serinin ikinci kitabı Bir Yumak Mutluluk'a başlamış bulunuyorum. İlk 100 sayfa bir saatte bitti bile..



Grinin 50 Tonu

Bir "çerezlik= çoksatanlar" daha. Uzunca bir süre, sonuna bir 60-50 sayfa kala hala kitap hakkında iyi şeyler düşünmememekle birlikte zehir zemberek eleştiri yapmayı planlıyordum. Büyük bir kısmını kaplayan pornografiyi insanların kişisel tercih ve bakış açılarına bırakıyorum ama  klişe romantizm, sıradan basit bir kız için rüya gibi bir adam, masallardaki büyük aşk, yine çerez tadında duygusal sürüklenmeler isteyenler için ideal bir kitap olduğunu ama beklentilerimi karşılamadığı için serinin devamını okuyacağımı hiç sanmıyordum. Fakat kitap biter bitmez içimde bir eksiklik oluştu, zaten aslında bitmemişti, havada kalan şeyler vardı. O yüzden Karanlığın 50 Tonu 'nu da bitirdim. Siz bu tarz kitapların insanı değilseniz hiç başlamayın. Kitapta ihtiyaç duyanlar için romantizm, erotizm ve algılarınızı açık tutarsanız psikoloji var, başka verdiği birşey yok.

Beni Ararken 

Seda Diker'i sevdiğim yazarlar listesine ekleyebilirim, olağanüstü, kelimelere hükmeden, yazmak için doğan yazarlardan değil, zaten mesleği de bu değil ama üstlendiği misyonla okuyucuya bişeyler kazandıracak kapasitede donanımlı bir şekilde yazıyor. Kişisel gelişim kitaplarını seviyor, metafizik, paralel evren, hipnoz, rüyalar vs. ilgi duyuyorsanız ama derinlemesine değil yüzeysel bir anlatımla, gerçek hayattan alıntılarla roman tadında okumak istiyorsanız seveceğinizi düşünüyorum.

 Aklından Bir Sayı Tut
Polisiye kitaplar sevenler için harika bir serinin başlangıcı. O bilindik merak uyandırıcı, sürükleyici, ters köşeye yatırıcı tat için doğru bir kitap. 

Elif Şafak'tan Araf ve Siyah Süt elimde sürünüyorlar şu sıra. Kabul Elif Şafak bir yazardan bekleyebiliceğiniz duygusal, matematiksel her türlü birikime sahip, kaliteli, dolgun bir usluba, mükemmel bir türkçeye sahip bir yazar, derin bir kelime kuyusunun içine düşüyorsunuz her bir cümlede. Kurgu,tasvir, yaratıcılık adına oldukça yetenekli. Ama sürüklenemedim bu kitaplarda nedense, bazı bölümlerde sürüklenir gibi oldumsa da sıkıldım, bıraktım.


Mutfak Muhabbeti...

22 Ağustos 2013 Perşembe
En sevdiğim öğün kahvaltı...Keyfini ancak haftasonu çıkartabiliyoruz çalışanlar olarak.
Ama artık haftaiçleri de uykumuzdan fedakarlık edip ufak çapta kahvaltı yapmaya başladık. Vazoda çiçek değil bardakta semizotu konseptli :)
Kalpli pankeklerim bernardo silikon yumurta halkası marifeti...Bu arada buş nutella kavonozlarından baharatlık takımı çıkaracak duruma geldim, ama onsuz kahvaltı masası boş, ıssız, tatsız gibi...


Köfteyi kızartarak pişirmek istemediğimden alternatif pişirme yöntemleri deniyorum.
Izgara köfteye herkes gibi bende bayılıyorum ama evde mangal yakma müsaitliğimiz olmuyor tabi..
Ben de tost makinasında nasıl olur diye düşündüm, açıkçası kokusu, yapışkanlığı kalırmı, iyi pişermi diye tereddüt ettim başta ama denedim
Sonuç harikaydı, güzel pişmişlerdi ve lezzetliydi.
İşim bitince de güzelce yıkadım, kuruladım, ne koku, ne leke.
Bence tekrarlanabilir.


Bu da en sevdiğim, bilmem kaçıncı kez yaptığım fırın patates...
Eşim patatesli börek sandı, lezzet etkisi gayet iyi bence :)


Asıl böreklerimiz de işte burda...
Yufkalar taze olmadığından şekil itibariyle yamuldular ama lezzetine dicek yoktu doğrusu..


Bu da dünyanın sekizinci harikası kabarmış kekim...:p
Bence bir keki kabartmayı başarabilmekle, pilavı tutturmak, yemek yapıyor olmadaki maharetin tılsımı olma konusunda kapışır...




Sen de Yaz Yaz Yaz Bi Kenara Bütün Sözlerimi...

14 Ağustos 2013 Çarşamba
Yaz demek ne kadar tatil demekse bi o kadar da düğün, nişan vs. demek.. 
Geçen yaz evlilik telaşım vardı, tatil yapamamıştım balayına kadar o da Kasım ortasına rastlar, ayağımı suya sokamamıştım..
Bu sene acısı çıktı diyebilirim..
Ve şimdi başka arkadaşlarımın düğün telaşı var..
Ayakkabımın altına yazdığım isimler silinse de silinmese de tek tek gidiyor...
 
 
Ben mi uğurlu geldim bilmiyorum..
Mutlu çiftler kavuşuyor.
Ayda bir kaç kere bu merasimlere iştirak ediyoruz.
 
 
 
Ramazanı da bayramı da geride bıraktık bu arada.
 
 
 
Zaman hızlı ilerliyor sanki...
Ne kadar Yaz'sa o kadar yazamıyoruz.
Rehavetmi, İnstagramla aldatmacamı nedeni bilinmez..
Bir resim altına tek bir kelime daha işimize geliyor belki..
Kürkçü dükkanına döneceğiz elbet..
Yazın bitmesine ne kaldı şunun şurasında..
Daha sık yazmak dileğiyle
şimdilik hoşçakalın...:)
 

Misafir Gelir Hoş Gelir...

19 Temmuz 2013 Cuma
 
 
Misafir ağırlamayı seviyorum.
Hafta içi çalışıyor olsam, yoruluyor olsam da programı bozmuyorum.
Geçtiğimiz hafta akşam yemeğinde misafirlerimiz vardı.
İş çıkışı alelacele hazırladığım bir sofra..
 
 
Menümüzdekiler;
  • Mercimek Çorbası
  • Patlıcanlı Köfte
  • Şehriyeli Pirinç Pilavı
  • İçli Köfte
  • Kabak Tarator
  • Barbunya pilaki
  • Mevsim Salata
  • Favori tatlım (Muhallebili Paşa Lokumu)
 
 
 
 

Romantik Bir Çay Sofrası..

9 Temmuz 2013 Salı
 
 
Geçtiğimiz Cumartesi iki sevdiğim arkadaşım evime davetliydi :)
Onlar için pembe bir sofra hazırladım, evime de uydu sanki :)
 
 
Menümüzde;
 
Peynirli Gül Böreği
Muhallebili Paşa Lokumu  ( biliyorsunuz favorimdir her defasında yeni bir şeyler katıyorum, bu kez de üzerine çikolata sosu kullandım)
Havuçlu cezerye topları
Havuçlu, tarçınlı, üzümlü kek
Tost Ekmeği Salatası (geçen haftaki denememden sonra peşini bırakmadım)
Patates Salatası (klasik bir salata olsa da ben bayılıyorum)
 
 
 
 
Bu menünün yanında; Bol sohbet, iç dökme, kahkaha, dedikodu, türk kahvesi ve tabiki fal vardı...
Kısacası dostlarla güzel bir gündü...
 
 

Mutfakta Neler Oluyor...

4 Temmuz 2013 Perşembe
Mutfaktan bildiriyorum;

Köfteyi kızartmak yerine fırında yapıyorum bu aralar...
Fırında pişen her yemek daha lezzetli ve daha hafif oluyor ..
Hazırladığım salçalı sulu sosa az biraz ketçap da ekliyorum ben.




Patates, domates, biber, mantar ve son olarak üstüne kaşar peyniri...



Fırına attıkmı yemeğimiz hazır oluyor bile..



İnstagramda paylaşmıştım Tost Ekmeği Salatasını.. İlk defa denedim ama çıkan sonucu sevdim.


Merak edenler için tarif de vereyim;

Bir adet tavuk göğsünü haşlıyoruz. Haşladığınız tavuk göğsünü rondodan geçiriyoruz. Öte yandan süzme yoğurt, tuz, dilerseniz sarımsak ve mayonez de katıp hazırladığınız karışıma tavukları da ekleyip bir harç hazırlıyorsunuz.
Tost ekmeklerini tek tek alıp, tavuk göğsünü haşladığınız suya batırdıktan sonra üzerine hazırladığınız tavuklu harcı yayıyorsunuz. Sonra üzerine tekrar tavuk suyuna batırıp yumuşattığınız tost ekmeğini kapatıyorsunuz. Yaptığınız bu işlem böyle üst üste bir kule şeklinde harcınız veya ekmeğiniz bitene kadar devam edecek. Daha sonra dik olan bu kuleyi dikkatlice yatay şekilde yan çeviriyoruz. Pasta kaplar gibi üzerini süzme yoğurtla kaplıyoruz, en zorluk yaşadığım kısım buraydı,  bembeyaz olacaktı ama yoğurt yapışmadan kayıyordu, yanlarını da maydonozla kaplıyoruz daha hoş bir görüntü için. Son olarak üzerini süslemek, sizin zevkinize, damak tadınıza kalmış. Nane, kırmızı biber, mısır, turşu, maydonoz, dereotu, dilediğiniz şekilde renklendirebilirsiniz. Afiyet olsun :)

Bu da geçen haftadan kalma bir akşam yemeği sofrası ailemizle...
 

Menümüzdekilere geleceksek;

Mantarlı tavuk sote
Köfte
Biber Dolması
Sigara Böreği
Tost Ekmeği Salatası
Rus Salatası
ve Çoban Salata
 


Ve tatlı olarak pastamız...


 
Bu da başka bir günden...


Bu şirinler de Dia'da tesadüfen görüp aldığım dondurma, puding kaselerim :)
 
Puantiye Candır...

 
Mutfağımı seviyorummm

RePLAY

26 Haziran 2013 Çarşamba
Nerede kalmıştık?
diye başlasam yine ayıp olurmu kendime, size...
Haftalar olmuş yazmayalı
Ben yazmadım paylaşmadım ama hayat devam ediyordu...herşeye rağmen...
Bir sıcak bir yağmurlu havadan bunalmıştım.
Memleket meselesinden, işlerden...
Yaz geldi mi yaydan fırlamaya hazır ok gibi oluyorum açıkçası.
Hemen gitmeliyim, bir kaç gün de olsa kaçmalıyım bu şehirden...



Ve irtica ettiğim şehirde deniz olmalı, 



az biraz uzak, yeşillik, orman belki de, 




huzur, güneş, hayatın o kaymak tarafı, sanki orda kimse çalışmak zorunda değil, 


koşturmaca yok, herkes şezlonga uzanmış meyve kokteylini yudumlarken güneşli rüyalar görüyor ve dünya yansa umru değil...




Masal gibi ama değil,sadece yıllık izin, sadece Antalya, herşey dahil bir hafta...



Enerjimi depoladım, daha bir iyiyim, güzelim=yanmışım, aşığım...
Ve replay tuşuna tekrar basıyorum..

Related Posts with Thumbnails