Yemekteyiz!

7 Ocak 2013 Pazartesi
Haftasonu hazır planımız yokken, evimizdeyken
  eşimle başbaşa kendi yaptığım yemekleri kendi kurduğum soframda yiyelim dedim :)

Benim için büyük mutluluktu yemek hazırlamak, sofra kurmak, Hayatımda ilk defa biber dolması yaptım :)

Menümüze gelirsek;
Sebze Çorbası ( Assortiek'in tarifi )
Beşamel soslu brokoli
Biber dolması
Köfte
Sigara Böreği
Kereviz Salatası
Yeşil Salata
ve Muhallebili Paşa Tatlısı

Bu da akşamları rutinleşmiş  abur cubur keyiflerimizden :)
Bardaklarımızın romantikliğini lütfen es geçmeyelim.
Bu arada her yeni evlinin başına gelen kaçınılmaz son; tartıya çıkmamış olsamda bir kaç kilo aldığımın farkındayım.. :)


Evde Sinema Keyfi...

6 Ocak 2013 Pazar
Ev'lendik ama sürekli davetlere, haftanın bir kaç günü de fix olarak ailelere gittiğimizden evde pek zaman geçiremiyoruz ve neredeyse evimizi özlüyoruz. Evde vakit geçirmek bizim için lüks desem yalan olmaz :)
Yemek yapmak için haftasonunu dört gözle bekliyorum, tabii evde durabilirsek.
Soframızı hazırlayıp yemeğimizi yedikten sonra kalan vaktimizi çoğu zaman film izleyerek geçiriyoruz.
İzlediğimiz filmler birikti haliyle...


Gergedan Mevsimi
Bu filmi geçen bayram sinemada izlemiştik ama yorumlamaya fırsatım olmamıştı. Monica Belluci için izlerim diyorsanız amenna ama benim pek hoşuma gitmedi bu iran filmi, çok kasvetliydi ve havada kalan sahneler, anlatımın yetersiz olması, konunun çok da ilgi çekici olmaması sanatsal bir film olduğu gerçeğini değiştirmiyordur elbette ki ama film budur diyemiyorum...




Bu Son Olsun
Vasat


Ev
Kötü


50 First Dates (50 İlk Öpücük)
Vasat






Dragonfly (Sonsuz Aşk)
İyi



Contagion (Salgın)
İyi



Zoraki Kral
İyi



Bu aralar tabu büyük zevkimiz. Annemlere giderken bile yanımızda götürüyoruz herkese aşıladık :)


Evde film izlemenin keyfine varmışken sinemaya gitmek pek cazip gelmiyor ama stand-up gösterilerine gitmeye başladık..Akatlar Kültür Merkezinde Serdar Gökalp'in gösterisindeyiz burda ve baya güldüğümüzü hatırlıyorum...


Ve burda da Taksim Oldcity Comedy Club'da Mesut Süre'nin gösterisindeyiz...









Hoşgeldin 2013

2 Ocak 2013 Çarşamba
2012 hayatımın dönüm noktasını, en güzel ve en özel anlarını yaşadığım bir yıldı....
Sürprizlerle dolu bir yıldı...
"Bizim" yılımızdı.
2013 de öyle olsun, hatta herkes için, daha güzel, daha iyi olsun.
 
 
Evde durmasak da minik çam ağacımızı keyifle hazırladık..
 
 
Ambiyansı yeter...
Işıklarını da yaktıkmı böyle ışıl ışıl oldu...
 
 
Yılbaşı gecesini baya aktif geçirdik. Önce benim ailemde, sonra eşimin ailesinde ve sonra dışarıda bir mekanda sevdiğimiz bir sanatçının şarkılarıyla kutladık 2013ün gelişini...
 
 
 
 
 
Umarım tüm iyi dilekler gerçek olur bu yıl, herkes sevdikleriyle birlikte sağlıklı, mutlu, huzurlu bir yıl geçirir. Sonrasında aşkı arayana aşk, şansı arayana şans ve para isteyene bol bol para diliyorum...

Renklere Kayıtsız Kalamıyorum...

27 Aralık 2012 Perşembe
Benim rengarenk bir dünyam var...
Pembe hayallerim, mavi umutlarım...
Renkli olan herşey ilgimi çekiyor.
Kozmetik de ilgimi fazlasıyla çekenlerden.
Hiç makyaj yapmasam da elimin altında duracak hani sürmesem de baktıkça güzelleşeceğim...
Yeni güzellikler katıldı makyaj çekmeceme, paylaşayım istedim...


Mudodan bayılarak aldığım makyaj çantama gelelimm hemen :) İki bölmeli bu cici makyaj çantasının çinde kendi aynası, fırçalarınızı koymak için özel kısımları var...


Alix Avien ürünleri favorim oldu..Rimel ve ojesi dışında herhangi bir ürününü kullandığımı hatırlamıyorum daha önce.
Fondoteni tek kelime ile harika, ne ağır bir havası var ne de cildi kapatmayacak kadar hafif tam benim istediğim gibi.


Terracota allığı da oldukça başarılı...


Sevgili sewal instagramdan sormuştu, pudrasından memnunmusun diye.
Hala kullanamadım. Üzerindeki resmin güzelliğine bakarmısınız. Sanırım onu bozmaya kıyamıyorum :) Henüz denemedim ama en kısa sürede deneyip yorumlayacağım...



YA SONRA? :)

Rüya gibi düğünümüzün üzerinden bir buçuk ay geçti. Zaman o kadar hızlı ki bişeylere yetişeyim derdindeyken  "bugün ne yapsak, canım sıkılıyor" cümlelerini kurmayı bile özlüyor insan. En büyük koşuşturma, düğün hazırlıkları geçip gitti ama yoğunluk bitmiyor. Hele çalışan bir bayansanız evde geçireceğiniz bir kaç saat bile sizin için önemli oluyor. Öyle ki işteyken bile evimi özlüyorum, eve gitsem de şunu yapsam diyorum, daha evime doyamadım sizin anlayacağınız.

"Evlilik eşittir yemek yapmak" mı insanlar için bilinmez yemekle aran nasıl soruları geliyor. Evet yemek yapmayı seviyorum, zevk alıyorum yaparken ama yemeğe davet edilmekten yapmaya pek fırsatım olmuyor inanın. Biz gitmesek yemek bize geliyor anneler sağolsun. Hani aç kalmayı bırak kilo bile aldık bu kadar yemek yemekten. O yüzden yemekle aramız gayet iyi :) Zaman ve fırsat bulabilirsem sofra paylaşımları yapmayı düşünüyorum.

Bu ay kutlamalarla, sürprizlerle dolu bi ay oldu...

Bol bol pasta kestik...




doğumgünü, yıldönümü, yılbaşı derken bir de üstüne yeni evliyseniz hediyelere boğuluyorsunuz..
 
 
Çiçeklerim sonradan açtılar. Hala masamda duruyorlar, suyunu dahi değiştirmedim ama solmaya niyeti  yok :)


 
Ne istediğimi bilmesini seviyorummm :)
 
 
 
 
Ev hediyelerimizden...
 
Salonumuza çok yakıştı..

 
Hiç beklemediğim bir kişiden geldi...
 
 
Düğünümüze gönderilen zarif çiçek :)
 
 


Her sabah güne O'nunla başlamak o kadar güzel ki...Gözlerini açtığında onu karşında görmek, bütün gece beraber uyuduğunuzu bilmek, kalp atışlarını duyacak kadar yakın olmak...Tv izlerken üşümeyeyim diye gelip üzerime battaniye örtmesi, ısıtmak için sarıp sarmalaması, parmağımı kesince koşup yarabandını getirip sarması, benim üşengeçliğimden kurulamadığım ıslak saçlarımı hasta olacaksın diyip kurulaması, bir telaşla evden çıkarken eğilip çizmelerimin fermuarını çekmesi, anne gibi baba gibi doktor gibi...Aşk hizmetkarlıkdır bir yerde...Ve bunun ne anlama geldiğini yalnızca aşkı yaşayanlar, ona inananlar bilir..

 

Bellapais Manastırı ve Kıbrıs'ın Bodrumu Girne...

22 Aralık 2012 Cumartesi
Gelelim Kıbrıs'ın en güzel şehrine Girne'ye... Yeşil ve mavinin buluştuğu her yer güzeldir diyorum ya aynen öyle. Kıbrıslılar bile, örneğin tur rehberimiz resmi işler için Lefkoşa'ya gittiğinde bunalıyormuş bir an önce Girne'ye, denize çıkan sokaklara varmak için. Hep şehir diye bahsediyoruz ama ülkemizdeki iller kadar olan bir adada ilçe sayılabilirler daha çok. Lefkoşa ile Girne arası 1 saat bile sürmüyor zira.

Girne merkezine inmeden Bellapais yani Beylerbeyi köyüne gidiyoruz. Köy deniliyor ama adanın en pahalı villalarının olduğu bir yer burası. Eski bir Rum köyü olan Bellapais'de dar sokaklar, eski evler insanı tarihi bir atmosferin içine sokuyor. 





Otobüs aşağıda bir yerlere park ediliyor ve artık tepeye yürüyerek çıkmak zorundayız. Balayı çiftleri sarmaş dolaş arşınlıyor dik yokuşları. Böyle romantik bir ortamdan faydalanmamak olmaz..








Ve Beşparmak Dağlarının eteğinde bir kayalık üzerine kurulmuş Bellapais Manastırını (Beyaz Giymiş Meryem Ana Manastırı) ziyaret ediyoruz tur rehberimizin verdiği bilgiler dahilinde.



Bugün konser salonu gibi etkinlik mekanı olarak kullanılan manastır 1158 ve 1205 yılları arasında inşa edilmiş ve savaş yıllarında kurşun yağmuruna tutulduğunu mevcut kurşun izlerinden anlamanız mümkündür.












Manastır gotik mimari tarzında inşa edilmiş, zamanla tahrip olmuş dış kabartmalarında çeşitli figürlerin ve sembollerin olduğu bilinmektedir.


Yüzünü belirgin olarak görebildiğimiz Aşk tanrısı Eros gibi...









Manastırın bahçesinden görülen Girne manzarası ise tek kelime ile büyüleyici.





Girne; denizi, beyaz evleri, kalesi, yat marinası, butik otelleri, çarşısı, turistik restaurant ve cafeleriyle Bodrum'u andırıyor...






Yemek yemek için liman ve kale manzaralı Kıbrıs Evi adlı restauranta gidiyoruz. Kıbrıs'ın en meşhur yemeklerinden Şeftali Kebabını tadıyoruz mezelerimizle beraber..



Dikkatli bakarsanız ve uslu bir çocuk olursanız Türkiye'yi görebilirsiniz Akdenizin diğer tarafında...:)




Yemek yedikten sonra Girne'yi gezmek için çok az bir vaktimiz vardı. Çarşıda sevdiklerimize bir kaç parça hediye alabildik. İçki, hellim peyniri kesinlikle almanız gerekenlerden...

Related Posts with Thumbnails