Back to Kitchen...

22 Ocak 2017 Pazar

En sevdiklerim arasında yine sofra kurmak...



misafir ağırlamak...




ve tabi sevdiceğimle de özel sofralarda buluşmak...(ki artık minik bir civciv de bize eşlik etmekte)



EK GIDA Masalı...

20 Ocak 2017 Cuma
Eskiden herşey daha mı kolaymış yoksa Anneler daha mı az bilinçliymiş? Şimdilerde çocuk büyütmek çok daha meşaketli, incelikli.. özverili demeli miyim bilmiyorum. Bütün anneler çocuğu için en iyisini ister çünkü. Ama şu bir gerçek ki bizim çocukluğumuzda, annelerimizin zamanında bu kadar alengirli değildi herşey ve bir şekilde iyi-kötü büyüdük biz. Ama artık devir değişti, herşey çok daha kapsamlı, bilgiler çok daha ulaşılabilir, paylaşılabilir ve biz de çocuğumuz için en iyisini istiyoruz. Hepimizin ortak gayesi dünyanın en iyi annesi değil ama çocuğumuz için en iyisi olmak.

"Ek gıda" kavramı da annelik serüveni içinde özel bir yere sahip. Anne sütünün iksir mahiyetindeki mucizeviliği yadsınamaz bir gerçek. Bununla birlikte çok daha pratik, rahat ve manevi hazzı doldurulamaz. Ama daha sağlıklı bir büyüme ve gelişim için, belli bir süre sonra dünyanın en anlamlı , en kutsal işlemlerinden biri olan emzirmeyle birlikte artık bebeğinizi kendiniz dışında, dünya nimetleriyle beslemeniz gerekiyor. Benim gibi emzirmeyi seven ve rahatlığını bilen anneler için düşündürücü ve biraz da endişe verici bir durumdu ek gıdaya geçmek. Ne vermeliyim? Organik mi? Hijyenik mi? Ne kadar vermeliyim? Nasıl hazırlamalıyım? Ne zaman başlamalıyım? en temel sorulardı benim için.

Her ay rutin kontrollerimiz oluyor, çocuk doktorumuz bize bir liste veriyor vermesine. Aile büyüklerinden, deneyimli annelerden de tavsiye alıyoruz haliyle. İnternet zaten büyük bir nimet, sezarın hakkı sezara. Dünya kadar tarif var... Ama yine de her bebek aynı değildir düşüncesi beliriyor aklınızda. Ancak deneyerek emin olabiliyorsunuz, bebeğiniz için en doğrusunu öğreniyorsunuz. BLW diye bir teknik var mesela. En kısa tabirle "bebeğin kendi kendine yemesi". Ama detaya inerseniz, sebze meyveler buharda pişecek, önüne koyacaksınız kendisi yiyip sevecek, yerler, üstü başı batabilir hiç sorun değil ve bunu 3 gün kuralı ile yapacaksınız. Bu da bebeğinizin hangi besine karşı alerjisi var anlayıp öğrenmek için, var da var yani. Diyorum ya sonsuz bir derya, içine girip kaybolabilirsiniz. Başarılmış ki formül olmuş, milyonlarca kişi için. Ama buna şartlanmak, fazlaca kasıp strese girmek hem kendinizi hem bebeğinizi mutsuz edebiliyor sonunda. O yüzden genel kurallara evet,  bilgiler hep akılda ama her annenin reçetesi çocuğuyla arasındaki bağda gizli bence, çözmek bizim bileceğimiz iş.



O yüzden ben herhangi bir tarif vermeyeceğim. Kendim de doktorumun verdiği listeyi, arkadaşlarımın paylaştığı bilgileri baz alıyorum. Artık 6 ayımızı doldurduk. Yaklaşık 1 aydır düzenli olmasa da tatlarını bilsin diye meyve, sebze veriyorum. Bir kaç haftadır sabahları bebe bisküvili veya irmikli muhallebi, öğlen meyve püresi akşam da çorba hazırlamaya çalışıyorum. Bazı günler bu rutini kaçırıyordum doğrusunu söylemek gerekirse. Ama 6 ayı dolmadığı için önemsemiyordum. Doktorumuz 5. ay kontrolünden sonra muhallebilere başlayabilirsin azar azar demişti. Ama bir başka doktordan 6 ay sadece anne sütü tavsiyesi almıştım. Kafamı karıştıran en önemli noktalardan biri de buydu. Öyle ki 4. ayda ek gıdaya başlayan arkadaşlarım vardı. Ama ne kadar geç o kadar iyi diye düşündüm kendimce. Demin de bahsettiğim gibi en iyi en doğru karaları bebeğinizle, onun reaksiyonları ile birlikte siz alacaksınız.





Gelelim ek gıda alışverişine. Sistemli olmak için gerekli araç gereçleri önceden temin etmenizde yarar var. 

Bizim mama sandalyemiz; alçalıp, yükseltilebiliyor. Henüz oturamayan bebekler için yatma konumuna getirilebiliyor. Altında minik bir sepeti var, mama önlüklerinizi veya herhangi bir malzemeyi orada muhafaza edebilirsiniz. Önündeki tablası çıkıp sandalye olarak kullanılabiliyor ve en güzeli tekerlekli olduğu için her yere kolayca taşınabiliyor.


Cam rende en önemli ihtiyaçlardan biri. Besin emziğini de kullanışlı buldum, meyvelerin tadını alabilsin diye daha erken aylarda dahi kullanıma başlanabilir.


Mama tabaklarımız çok cici değil mi?  Önlüklerimiz gibi hediye.





Bir Lohusa Masalı...

14 Aralık 2016 Çarşamba



Lohusalığa veda edeli aylar oluyor.. Ama değinmeden geçemeyeceğim hassasiyette bir konu. Yaşamadan anlaşılmayacaklar listesinde olan bir muamma da lohusalıktır. En basit tabirle doğumdan sonra kadının yaşadığı 40 günlük fizyolojik ve psikolojik sürecin adıdır lohusalık. Bu dönemde siz de "taze anne" sıfatının yanı sıra "lohusa" olarak adlandırılıyorsunuz. Ve bu demek oluyor ki herşeye alınabilir, kızabilir, küsebilirsiniz. 

Şaka bi yana bu dönemde gerçekten farklı düşünce ve hislerde oluyorsunuz. Öyle ki bunu ciddi boyutlarda yaşayıp, depresyona girip kendine veya bebeğine zarar veren kadınlarımız oluyor malesef. Kolay değil bir yandan vücudunuz eski haline dönmeye uğraşırken, bir  yandan yeni sıfatınız anneliğe alışmaya çalışıyorsunuz. Size muhtaç, her koşulda ilgilenmeniz gereken bir bebek bütün sorumluluğunuz ve önceliğiniz olmuş durumda. Uykusuzluk, yorgunluk sizi zorluyor. Hayatınızın bir daha asla eskisi gibi olmayacağını farkediyorsunuz. 40 gün boyunca evden çıkmamak da kendinizi hapsedilmiş, özgürlüğü alınmış gibi hissetmeniz açısından tuz biber oluyor.



Bütün bunlar zihninizi bulandırırken, bebek bakımı konusunda adeta her biri master yapmış, engin bilgileriyle sizleri sürekli taciz eden aile büyüklerinin, bebek görmeye gelen değerli misafirlerinizin canınızı sıkması kaçınılmaz oluyor haliyle. Kurulan cümlelerin listesi bile var artık. Lohusaya söylenmeyecek sözler diye. Ben kendi duyduklarımla bir liste yapayım madem;

1.Emiyormu? Sütün yetiyormu? (en popüler soru)
2.Ay kucağa alıştırmışsın, sakın kucaklama bırak ağlasın (Ağlasın tabi, arka fon müziği gibi dinleyelim sabahtan akşama)
3. Sezeryanmi yaptın? Keşke yapmasaydın (kısmet be gülüm)
4. Ay çok küçük, ay minnacık (on günlük olduğu için olabilirmi )
5. Çok giydirmişsiniz, hem de bu havada, erkek çocuk sıcağı sevmez. (?)
6. Az giydirmişsiniz, üşüyüp hasta olacak, uğraşacaksın sonra, üç kat giydir (!!!)
7. Bu çocuk aç galiba (halbuse iki dakika beş saniye önce gözünün önünde emzirmiştin)

Normal ve zararsız gibi görülen bu sözleri lohusalıkta ve çokca duymak sizi çıldırtabilir. Oysa onlar da kadındır, onlar da lohusalık geçirmiştir, anlayış  beklemek yanlış değildir. Ve hiçbirzaman unutulmamalıdır ki bir bebeği annesinden daha iyi kimse düşünemez.

Bu dönemde aynaya baktığınızda karşınızda gördüğünüz kadını pek beğenmeyebilirsiniz. Ben aldığım kilolarımın büyük bir bölümünü ilk 10 gün gibi kısa bir sürede ve hiçbir çaba sarfetmeden verdim. Bu arada şunu da anladım ki doğumda malesef kilolarınızın çok çok az bir kısmı gidiyormuş. Ama eve döndüğünüzde, emzirmeye başladığınızda, uykusuzluk ve ödem atma da eklenince, üstelik benim gibi yaza denk gelince baya hafifleyebiliyorsunuz. Zaman bu süreçte öyle hızlı ki siz bebeğinizle ilgilenmekten farkına varamayacaksınızdır. Yine de sabırlı olmak da fayda var, emzirdiğiniz için diyet veya spor yapmak da pek doğru olmuyor açıkçası...

Dışarı çıkmama mevzusu ise bir lohusanın en büyük kabusu, hurafeden öte gitmiyor. Mümkün mü sizce? Zaten bebeğinizin 1 hafta, 1 aylık kontrolleri derken çıkmak durumunda kalıyorsunuz. Malesef bağışıklığımın zayıflaması sebebi ile kendim için de üç dört kez hastaneye gitmek hatta bir gece serum yemek durumunda kaldım ben. Hamilelik boyunca kestirmediğim iyice rapunzele bağlamış saçlarım için de kuaföre gittim. Alışveriş, fotoğrafçı, eczane derken zorunlu ihtiyaçlarınız için de olsa dışarı çıkıyorsunuz. Aslında birazcık hava almak için yürüyüşe çıkmanın, eşinizle veya bir arkadaşınızla küçük bir kahve kaçamağı yapmanın sizi kötü bir anne yapmayacağını bilmelisiniz.

Bu süreçte kendinize iyi bakmanız, her anlamda kendinizi iyi hissetmeniz gerekiyor. Hem sizin hem bebeğinizin sağlığı ve mutluluğu için. Size bu konuda destek olacak, yardım edecek sizi iyi hissttirecek kişilere düşüyor aslında en büyük görev. Lohusayı yalnız bırakmamalı, ona pozitif enerji vermeli ve tabiki yardımlarını esirgememelidir. Bu dönemde anlaşılmak bile en büyük yardımdır lohusa için.






En Cici Alışveriş...

29 Kasım 2016 Salı
Kendim için alışveriş yapmayı unuttum şu sıra...Hep Yagız'a şunu alayım bunu alayım diye düşünüyorum.. En keyifli alışveriş listesinde çeyiz alışverişi ile kapışır bebek alışverişi...Bilmiyorum bu kadar heyecanlanmışmıydık beyaz eşyamızı, mobilyamızı seçerken, evimizi dekore ederken... Keyifli olduğu kadar da bol bol soru işaretli bir alışveriş türü bu. Zira aldığınız şeyi kullanabilecekmisiniz, ihtiyaç dahilindemi, bebeğiniz sevecek mi, gereklimi gereksiz mi, nerde bulurum, hangi markayı alayım, sağlıklımı, hijyenikmi bir sürü soru oluşuyor kafanızda...


Bir bebeğin ihtiyaç listesinde ne olduğunu az çok hepimiz biliyoruz. Ben de bu dönemde ufak çaplı bir araştırmaya girdim ama çok kasmadım. Herşeyi bi anda almak yerine, bebeğin büyüme evrelerine göre, ihtiyaç dahilinde hareket etmek daha mantıklı geldi bana. Bebek arabasını hemen kullanmayacağımı düşünerek bir ay erteledim mesela. Keza önümüzdeki günlerde, 6. ayımızın yaklaşması sebebi ile yapacağım ilk alışveriş ek gıda alışverişi (tabak çanak, cam rende, mama sandalyesi vs.) olacak.

Bana göre ilk alınacaklardan biri bakım ürünleri; bezi, şampuanı, kremi, ıslak mendili vs. Giysiye gelecek olursak hastane çıkışı dışında bişey almayın desem yeri. Zira öncesinde de sonrasında da yağmur gibi giysi hediyesi yağıyor. Öyle ki "ya bi paket bez alsanız daha makbule geçerdi" bile diyebiliyorsunuz :) Ben hevesimi dindirmek için bikaç parça giysi dışında hiçbişey almadım. O kadar çok hediye geldi ki, çorabından şapkasına, tulumundan montuna kadar...Çoğu da içime sinen cici şeylerdi. Bir de aliexpressten benim hoşuma gidip aldığım bikaç parça oldu..






Giyim alışverişinde dikkat edilecek husus ; etiketteki beden numaralarına aldanmamak bana göre. Henüz olmaz diye beklettiğim giydirmediğim kıyafetlerin küçüldüğünü görünce üzüldüm açıkçası. Yağız iri bir bebek olmamasına rağmen 2 aylıkken 6-9 aylıkları giyebiliyordu. Bu kadar fark olurmu demeyin üzerinde 1 yaş yazanları bile giyiyor şimdilerde. O yüzden alırken büyük almak; büyük al seneye de giyer felsefesiyle kısmen uyuşmasa da  avantaj olacaktır.


Emzik, biberon alındığı gibi duruyor. Yağız emzik kullanmadı, kullanmayacak da bu gidişle, sevdiremedim ve zorlamıyorum da artık. Biberona ise henüz ihtiyaç duymadık. İlk günün acısıyla lansinoh krem aldırmıştım eşime ama gereksizmiş bikaç kere kullandım sadece. Bence bu alışveriş de sonraya bırakılmalı.

Oyuncak olarak tek ve şiddetle önerebileceğim şey malumunuz oyun halısı. Bebeğinizin hem gelişimi hem de oyalanması açısından çok yararlı bir ürün gerçekten. Saatlerce oyalamasa da -ki bir bebeğin saatlerce oyalanması ve saatlerce aynı şeyden sıkılmaması diye bişey yok- size biraz boş zaman verdirtebiliyor.



Ana kucağı, taşıma koltuğu, kanguru muhakkak edinilmeli. Hatta mümkünse evin bilimum yerlerinde sallanan nesneler yerleştirilmeli. Önceden gereksiz bulsam da çok yararını gördüm bunların. Daha aklıma gelmeyen bi sürü detay var, gittikçe büyüyen koca bir derya bebek dünyası, dahası çocuk dünyası. Yaşayıp göreceğiz. Ama her anne bebeği için en doğrusunu, en güzelini kendi bilir. Bunu da not düşelim.

Keçeden İşler...

21 Kasım 2016 Pazartesi
İnsanın boş zamanını değerlendiren, ruhunu dinlendiren şeydir hobi.
9 ay nasıl geçti sanıyorsunuz. 
İşte bunlarla...;









Bir Doğum Masalı...

3 Kasım 2016 Perşembe
Buralar hep mavi oldu farkındayım. Ama önceden hayret ettiğim şimdi ise dibine kadar hak verdiğim bir gerçek var. Anne olunca değişiyomuş öncelikler...koca bir hayat değişiyomuş..ki iyi ki de değişiyomuş, hep dilimizde bir şükür...

Sanki eksik bir hayat tamamlanıyormuş. Bunu anne olmadan önce anlamam mümkün değildi ki "anne olursan anlarsın" lafı da bir efsane değil gerçekmiş. O'ndan önce ne yaptığımızı sorar olduk. Nasıl doldurduysa hayatımızı uyuduğunda bile özleyecek, resimleriyle hasret giderecek kadar boşluğa düşüyoruz... 

Erkeklerin askerlik anıları, kadınların doğum hikayeleri derlermiş... Anne olma, bebeğimize kavuşma yolunda hepimizin kendine özel bir doğum hikayesi vardır, anlatmaktan bıkmadığımız, yıllar geçse de unutmadığımız.. Ben de kendiminkinden uzun uzadıya bahsedecek, ayrıntılara girecek değilim. Ama hep istediğim şey planlı değil sürpriz olmasıydı. Bizim değil, bebeğimizin gelmeye karar vermesiydi. Nitekim de öyle oldu. 17 Temmuz'u 18 Temmuz'a bağlayan gece, daha vaktimiz varken miniğimiz artık gelmek istediğini olabilecek bir kaç belirtiden biriyle söyledi bize. Filmlerdeki gibi emsalsiz bir heyecanla, önce doktorumuzu arayıp haber verdik ve sonra apar topar -neyseki doğum çantamız önceden hazırdı- alıp çıktık evden. Yolda aile büyüklerine haber verildi elbette ki. Hastane evimize yakın sayılırdı, gecenin bir vakti yollar da boştu  ama o yol uzar bilirsiniz. Ne yapacağımızın şaşkınlığı, nasıl olacağının bilinmezliği ile hemşirelerin yönlendirmesiyle hareket ettik. Ve saatler sancı ve heyecanla geçti, sabah oldu...Oğluma adım adım yaklaşıyordum ve artık aramızdaki mesafe azdı, hayırlısı ile kavuşacaktık. 18 Temmuz sabahı saat:10:46da bir ağlama dünyanın en güzel sesi oldu benim için. Oğlum hoş-geldi. Ben Anne oldum, annelik hoş-geldi. Dünyanın en güzel en özel duyguları hoş-geldi. Agrılımıydı, değildi desem yalan olur. Ama herşeye değiyor, ağrılar da acılar da unutuluyor yavrunuzu kucağınıza aldığınız zaman. Yüzünü yüzüme değdirdikleri an ağlaması sustu, kokunuzu gerçekten tanıyormuş bebek. Ve o an duygulanmamak, ağlamamak elde değil, mutluluktan ağlamak tam da böyle bişey işte...Benim doğum masalım işte böyleydi mutlulukla biten...Dileyen ve hakeden herkese nasip olsun...

Hastaneye ve eve bebek görmeye gelenlere hediyeliklerimiz...
Kolonya, kokulu taş, kurabiye ve çikolata...





Ceci's BabyShower

29 Ekim 2016 Cumartesi

Oğluma kavuşalı, onunla buluşalı 3 ayı geçti.. 3 aydır ömrümün en güzel zamanlarını, bir kadının sahip olabileceği en özel deneyimi, duyguların en yücesi, görevlerin en kutsalı anneliği yaşıyorum..Anlatmaya postlar sığmayacak hislerimi bir kenara bırakıp henüz oğluma kavuşmaya iki ay varken, gün sırası da bendeyken "bunu da aradan çıkaralım içimizde kalmasın" diyerek yaptığım mütavazı babyshower partisinden karelere bakalım. 

Unutulmaz güzel bir anı olarak kalsın bu da burda..






Yiyeceklerin çoğunu kendim hazırladım zaten çok kalabalık bir menümüz ve davetlimiz yoktu, biz bizeydik...




Pastamızın görüntüsü kadar tadı da güzeldi...


Oğlumun halasının kendi elleriyle hazırladığı bez pastamız..


İsmiyle Müsemma...

2 Temmuz 2016 Cumartesi

Cinsiyet belirlendikten sonra yapılacak ilk hamle isme karar vermek oluyor ki aslında en zor ve en önemli kısım bana göre. Kız ismi olarak düşünmüşlüğümüz, hatta karar vermiş olduğumuz kesin bir isim vardı. Ama erkek ismine karar vermek pek kolay olmadı. Bir çok isim düşündük, sonra içimize en sineni, oğlumuza en yakışanı bulduk...

Oğluma el emeğim kapı süsüm... İsmine karar verir vermez yapmıştım...


Eskiden evim ve kendim için yaptığım internet alışverişleri artık bebeğim için...
Emzik kullanacak mı miniğim bilinmez ama ben bir hevesle bu emzik zincirini sipariş ettim.



İsmini her yerde görmek istiyorum oğlumun... Kokulu taşlar da son zamanlarda çok moda oldu. Hem oğlumun odası hem de salonumuz için eşimle kendi ismimi yaptırdım...


Babyshowerimiz için yaptırdığım pasta ve kurabiyelerde bize özeldi...




Ve sevgili senemin oğlum için hazırladığı hastane çıkışı heyecanımıza heyecan kattı. Kendisi çok güzel işlere, organizasyonlara imza atıyor. Burdan inceleyebilirsiniz..





Yine blog sayesinde tanışıp, hiç görmeden içimizin ısındığı, aynı duyguları paylaştığımız  güzel insanlardan biri Serpil..nam_ı diğer assortiek..Ta uzaklardan oğlum için hazırlamış bu güzel kanaviçeyi. Yanında da minik papiler yollamış..Çerçevelenip odaya asıldı bile panomuz. Bir kez daha teşekkürler, ellerine sağlık güzel insan. Rabbim seni de sağlık ve hayırla bebeğine kavuştursun...



Rabbim bizi birbirimize sağsalim kavuştursun Yağız'ım...Görmeden aşık olduğum, bu kadar içimde yakınımdayken özlediğim, hasretimsin oğlum sağlıkla gel anneciğim...

Related Posts with Thumbnails