Akşama Ne Pişirsem?

8 Ocak 2014 Çarşamba

Geçen akşam bizde tam bir kış menüsü vardı.
Etli bezelye, salçalı bulgur pilavı, turşu vs..

Pirinç pilavından bıkanlar ve benim gibi ilk defa yapacaklar için bulgur pilavı tarifi arayanlara;

Tereyağı ve sıvıyağı tenceremize alıyoruz. İnce ince doğradığımız Orta boy soğanı ve kırmızı biberlerimizi güzelce kavuruyoruz ( yeşil biber, patates, domates de ekleyebilirsiniz) , bir yemek kaşığı salçamızı ekliyoruz. Karıştırarak kavurmaya devam ettikten sonra bir kase bulgurumuzu ekliyoruz, 2 su bardağı su ve bir parça donmuş kemik suyunu (et suyu, bulyon vs.) ve tuzunu da kattıktan sonra kaynamasını bekliyoruz. Kaynadıktan sonra kapağını kapatıp demlenmeye bırakıyoruz. Suyunu çektikten sonra ocağın altını kapatıp, kapakla tencerenin arasına kağıt havlu koyuyoruz. 5-10 dakika sonra yeme de yanında yat salçalı bulgur pilavımız oluyor.

Afiyet Olsun



Bu akşam yemeğimizde de bir diğer kış sofralarının vazgeçilmezi kurufasülye var..
Ben sucuklu denedim lezzeti ilk deneme için  fena sayılmazdı..
Yanında yine bulgur pilavımız ve turşu var. 


Bir başka akşam yemeğimizden, sofranın yıldızı çöp şiş köfte..
tarif canım arkadaşım binnurdan. gerçi kendisinin bloğu yok, şurdan bakabilirsiniz.
Aslında pek meşakati yok, bildiğiniz köfteyi çöp şişlere geçirip aralarını kırmızı, yeşil biber veya mantarla süslüyorsunuz. Fırın kağıdı serili fırın tepsisine yerleştirip 180 C'lik fırında 40-45 dakika pişiriyorsunuz.


Yine bir akşam yemeği; şinitzel ve patates kızartması önderliğinde...yaprak sarmamız da cabası...


Bu da misafirlerimizle yediğimiz bir akşam yemeği sofrası...




Pazarı Pazar Yapan...

6 Ocak 2014 Pazartesi

Gece uyumak, sabah uyanmak için bir bahane belki de...
Çay demlenirken, yumurtalar haşlanırken masaya konulan tabak, çatalla günaydınlaşmak önce..
Ama haftaiçi alamazsınız bu tadı yeterince uyumadığınızdan..
Kahvaltının mutlulukla olduğu kadar uykuyla da ilgisi var..
O yüzden Pazar kahvaltıları özeldir..




Tavadaki ilk defa denediğim, Trabzon mutfağından meşhur kuymak.
Tadı enfesti ama bir dahakine kıvamı daha iyi tutturacağımı düşünüyorum.





Bu sefer kalabalığız.
Kalabalık sofraların keyfi başka oluyor..




Pembelerin hakim olduğu bahar tadında yine bir başka kahvaltı soframız..
Burdaki yıldızımızsa pancake..ben biraz fazla pişmiş seviyorum sanırım..



Kumbaradaki Filmler..

Gelelim kumbaramızda biriken filmlere...

Hobbit 2 Smaug'un Çorak Toprakları.
Serinin ilk filmini izlemediğim ve kitaplarından bihaber olduğum için ilgimi çekmiyordu.
Ama Yüzüklerin efendisinin referansından kötü olacağına imkan vermedim açıkçası ki  3 saat süren akıcı, fantastik bir maceranın içinde beynin sınırlarını zorlayan sahneler ve benzer sahnelerde irkilmeler, ah ne güzel dümdüz yeşil ovalar, karlı dağlar ama o tipsiz yaratıkları görünce hani böyle bir dünya varsa ben almayımlar..
Filmi sevdim..


O yüzden kızlarla gittiğimiz filmin birincisi Hobbit 1 Beklenmedik Yolculuk'u  da eşimle evde izledik..
Fantastik filmlerden haz etmeyen koca da bayıldı.
Şimdi o da ikinciyi merak ediyor haliyle.


Düğün Dernek hakkında bir filmden beklentinize bağlı diyip sıyrılmak istiyorum
Her popüler film gibi hakkında iyi-kötü pek çok yorum, eleştiri yapıldı.
Hiçbir fikre takılmayıp salt gülmek, eğlenmek isteyenler için oldukça ideal.
Hoş sinemada gülmeyip haykıran, alkışlayan, kendini yerden yere atan ve yarattıkları  gürültüden bir sonraki diyaloğu kaçırtan düşüncesiz kitlenin daha çok
hoşuna gitmiş olabilir, ama benim o kadar değil.


Batman! Kara Şövalye
Daha ne olsun Batman işte daha baştan karizması var.
Filmin kötü olma ihtimali var mı,  yönetmen Christopher Nolan'ın, senaristin ha bi de jokerin daha doğrusu joker karakterini oynayan rahmetli Heath Ledger'in önünde saygıyla eğiliyorum.Şapkam olsa da çıkarsaydım diyorum.


E bi önceki sevilmişse bi sonrakine rağbet edilir.
İkinci filme göre fazla ütopik buldum.
Sonuçta batman spidermanden, supermandan daha gerçekçi bir karakter bana göre. Ne bileğinden örümcek ağı fışkırıyor, ne kriptondan gelme adam iş adamı ve
dünyayı kurtaran adam mahiyetinde idealist.
Ama yine de haksızlık edemeyeceğim, çift kelime ile çok beğendim!


Sevgili denizcimin tavsiyesiyle izledim Kod Adı Olympus'u.
Kendisine çok  teşekkür ediyorum öncelikle.
"Mağdur ABD" kavramı çok hoşuma gitmese de görsel ve kurgu olarak doyurucu, aksiyon dolu bir filmdi. Filmin ilk saniyeleriyle birlikte nefes almadan izliyorsunuz ki ben sıkılsaydım kesin uyurdum emin olun :) 


Forrest Gump.
Tipik bir sinemasever için kült filmlerden biri.
Bu filmi izleyince insanın salak olası geliyor.
ıq'su düşük bir insanın hayatla olan bağını konu edinen filmin başrolünde dev bir isim, Tom Hanks var.
Ve filmin kilit repliği Run Forrest Run :)
Mutlaka izleyin...


The Company You Keep..Geçmişin Sırları..
IMD puanı yerinde, 6,5. 
Mağdur ABD kavramından ne kadar hazzetmediysem burdaki ABD solcuları, devrimcileri hoşuma gitti. Ama bizde durduğu kadar onlarda güzel durmuyor solcu filmleri, zira bizim dramımız daha büyük.
Siyasi aksiyon tabii psikoloji, dram gibi yan sanayii de yok değil..


DIANA
Ahh ahh ne hayallerle başlamıştım izlemeye. Prenses Diananın hayatı, Prens Charles, çocukları, şimdilerin taze babası prens william, kraliçe elizabeth, buckingham sarayı filan. nerdee.. bunların hiçbiri yok ve kendilerine prenses diananın filminimi yaptık mı diyolar :) Belki de sadece yasak aşkı ve sır ölümünü konu ediyoruz dediler ama o da yok. Yani şöyle; aşk var haksızlık edemem ama ölümüyle ilgili en ufak bir detay yok, arabaya binişini gösterseydin bari. Asansörden in sonrası mezarına milyonlarca insan çiçek bıraksın. Hani peşlerindeki magazinciler, hani suikast olma ihtimali, bize bildiğimiz aslında bilmediğimiz, bilmek istediğimiz şeyler ver ama yok. Oyunculukları beğendim ama diananın aşkı pakistanlı doktoru oynayanı görünce "nasıl yani diana bunun için mi" demeden alamadım kendimi. Hülasa beğenemedim üzgünüm. 


Christian Bale'i Batman'den sonra bambaşka bir karakterde görmek güzel. Bak sen Açlık Oyunlarının cesur kızı Jennifer Lawrence de orda. Oyuncu kadrosuna diyecek yok ve geçtiğimiz günlerde üç dalda altın küre ödülünü toplamış bu filmi sevemedim ben. Böylesi başarılı film böylesi sıkıcı olsun, ironinin kralı. Sanırım izlediğim filmde alt yazılar yetersizdi filmi anlamlandırmaya çalışana kadar epey vakit geçiyor. Belki de en baştan, tekrar izlenmeli. American Hustle; mafya, polis, dolandırıcılık ve 1970lerin Amerikası.. 




Mutfak Anıları...

30 Aralık 2013 Pazartesi
 Mutfağımdan minik bir ayrıntı...
Kırmızı sevimli şey poşetlik, el emeği, çeyizim için hediye gelmişti.
 
 
Herşeyin başı sağlık diyoruz ya hep..
Ne kadar dikkat ediyoruz tartışılır...
Hepimizin bi anda gaza gelip haşlanmış karnabahar, brokoli menüsü olmuştur muhakkak.
 
 
 
 
 Yine bir çay saati...
Yine güzel misafirlerim oldu..
 
 
Ve mayasız poğaça denemem...
 
 
Mis gibi oldu...
 
 
Bu da 2013'ün son pazar kahvaltısı...
 
 
 
 
Heryerde kalp var..
 
 
 
 Bu da 2013'ün son postu olsun...
 
Seneye görüşürüz :)


Zor Zamanlar...

26 Aralık 2013 Perşembe
Hepimizin hayatında böyle zamanlar olmuştur; zor zamanlar...
Geçmek bilmeyen sanki asırlar süren zor zamanlar...
Küçük mutluluklar yakalayıp ufak bir tebessüm için didinip durduğumuz zor zamanlar...
Ben yılların enerjisine, getirilerine, uğuruna inanırım.
2012 ne kadar iyi bir yıl olduysa benim için 2013 de o denli sıkıntılı ve zordu.
Kaybettiklerim, sınavlarım...
Öğrendiklerim;
(Şükret
Sabret
İnan)
Kaybettiklerime isyan etmeden, şükrediyorum elimdekilere...
Sabretmenin ne büyük bir erdem olduğunu, dünyanın en sabırsız insanı olarak törpülenmem gerektiğini bu huyumdan...
Ve inanmak, gerçekten inanmak..
İlk defa bir yılın bitmesi üzmüyor beni.
Hatta bir an önce geçsin gitsin istiyorum.
2014'ten umutluyum.
Alllahın adaletine, kaderin dengesine inanıyorum.
Sağlık istiyorum en çok, sonra huzur, olursa da ben küçük mutlulukların insanıyım avuç içi kadar mutluluk...


Renkli Sabahlar...

19 Aralık 2013 Perşembe
Sevdicekle Pazar kahvaltımız...


Şu soğuk, kasvetli, renksiz günlerde soframız bari renklensin diyerekten..

Mantarlı omletin mantarı biraz fazla kaçtı sanırım
Omletli mantar desek daha mı doğru olur ki :)


1 Yaş Daha...

18 Aralık 2013 Çarşamba

Sürprizlere bayılırım...

Hele işin içinde balonlar ve güller varsa..


Kasım-Aralık ayı kutlama ayı bizde...
Bu sene pas geçmek istiyordum hepsini
O hep aynı kalırken ve kalacakken büyümek istemiyordum sanki
İçimde hala acıyan,yeni yeni kabuklaşan bi yara varken..
Ama mümkün olmuyor, hayat devam ediyor...

Eksik olmama rağmen..
İyiki doğdum ben... 
Doğumgünümü kutlayan, sürprizler yapan, hediyeler alan herkese teşekkürler ettim...
Ve yine de şükrettim sahip olduklarıma. 
Hayat bizden bişeyler alırken bişeyler veriyor...
Yeri doldurulamıyor gidenlerin elbet..
Ama sabır ve tevekkülü öğreniyor, öğrenmek zorunda kalıyor insan...
 

 





Aşk 1 Yaşında

16 Aralık 2013 Pazartesi
1 yılı geride bıraktık sevdicekle...
Yaşadığım acıdan sonra kutlamaya pek meylim olmasa da bu bizim ilk yıldönümümüzdü.
Geride güzel resimler ve anılar bırakmak istedim...
Sözün özü;
İyiki evlenmişiz!



.



Hediyelerimiz ise manidar...




Bu da benim sürprizim..
Evde yemek hazırlamasam olmaz..Nacizane aşk sofram..






Pastasız kutlama olmaz.. Gönül isterdiki daha özenli bişi olsun ama rastgele alınan pasta mum takviyesi ile bir anlam kazandı. Hem önemli olan ağzımızın tadı diilmi zaten...işte o hiç bozulmasın..





Related Posts with Thumbnails