Kumbaradaki Filmler..

6 Ocak 2014 Pazartesi
Gelelim kumbaramızda biriken filmlere...

Hobbit 2 Smaug'un Çorak Toprakları.
Serinin ilk filmini izlemediğim ve kitaplarından bihaber olduğum için ilgimi çekmiyordu.
Ama Yüzüklerin efendisinin referansından kötü olacağına imkan vermedim açıkçası ki  3 saat süren akıcı, fantastik bir maceranın içinde beynin sınırlarını zorlayan sahneler ve benzer sahnelerde irkilmeler, ah ne güzel dümdüz yeşil ovalar, karlı dağlar ama o tipsiz yaratıkları görünce hani böyle bir dünya varsa ben almayımlar..
Filmi sevdim..


O yüzden kızlarla gittiğimiz filmin birincisi Hobbit 1 Beklenmedik Yolculuk'u  da eşimle evde izledik..
Fantastik filmlerden haz etmeyen koca da bayıldı.
Şimdi o da ikinciyi merak ediyor haliyle.


Düğün Dernek hakkında bir filmden beklentinize bağlı diyip sıyrılmak istiyorum
Her popüler film gibi hakkında iyi-kötü pek çok yorum, eleştiri yapıldı.
Hiçbir fikre takılmayıp salt gülmek, eğlenmek isteyenler için oldukça ideal.
Hoş sinemada gülmeyip haykıran, alkışlayan, kendini yerden yere atan ve yarattıkları  gürültüden bir sonraki diyaloğu kaçırtan düşüncesiz kitlenin daha çok
hoşuna gitmiş olabilir, ama benim o kadar değil.


Batman! Kara Şövalye
Daha ne olsun Batman işte daha baştan karizması var.
Filmin kötü olma ihtimali var mı,  yönetmen Christopher Nolan'ın, senaristin ha bi de jokerin daha doğrusu joker karakterini oynayan rahmetli Heath Ledger'in önünde saygıyla eğiliyorum.Şapkam olsa da çıkarsaydım diyorum.


E bi önceki sevilmişse bi sonrakine rağbet edilir.
İkinci filme göre fazla ütopik buldum.
Sonuçta batman spidermanden, supermandan daha gerçekçi bir karakter bana göre. Ne bileğinden örümcek ağı fışkırıyor, ne kriptondan gelme adam iş adamı ve
dünyayı kurtaran adam mahiyetinde idealist.
Ama yine de haksızlık edemeyeceğim, çift kelime ile çok beğendim!


Sevgili denizcimin tavsiyesiyle izledim Kod Adı Olympus'u.
Kendisine çok  teşekkür ediyorum öncelikle.
"Mağdur ABD" kavramı çok hoşuma gitmese de görsel ve kurgu olarak doyurucu, aksiyon dolu bir filmdi. Filmin ilk saniyeleriyle birlikte nefes almadan izliyorsunuz ki ben sıkılsaydım kesin uyurdum emin olun :) 


Forrest Gump.
Tipik bir sinemasever için kült filmlerden biri.
Bu filmi izleyince insanın salak olası geliyor.
ıq'su düşük bir insanın hayatla olan bağını konu edinen filmin başrolünde dev bir isim, Tom Hanks var.
Ve filmin kilit repliği Run Forrest Run :)
Mutlaka izleyin...


The Company You Keep..Geçmişin Sırları..
IMD puanı yerinde, 6,5. 
Mağdur ABD kavramından ne kadar hazzetmediysem burdaki ABD solcuları, devrimcileri hoşuma gitti. Ama bizde durduğu kadar onlarda güzel durmuyor solcu filmleri, zira bizim dramımız daha büyük.
Siyasi aksiyon tabii psikoloji, dram gibi yan sanayii de yok değil..


DIANA
Ahh ahh ne hayallerle başlamıştım izlemeye. Prenses Diananın hayatı, Prens Charles, çocukları, şimdilerin taze babası prens william, kraliçe elizabeth, buckingham sarayı filan. nerdee.. bunların hiçbiri yok ve kendilerine prenses diananın filminimi yaptık mı diyolar :) Belki de sadece yasak aşkı ve sır ölümünü konu ediyoruz dediler ama o da yok. Yani şöyle; aşk var haksızlık edemem ama ölümüyle ilgili en ufak bir detay yok, arabaya binişini gösterseydin bari. Asansörden in sonrası mezarına milyonlarca insan çiçek bıraksın. Hani peşlerindeki magazinciler, hani suikast olma ihtimali, bize bildiğimiz aslında bilmediğimiz, bilmek istediğimiz şeyler ver ama yok. Oyunculukları beğendim ama diananın aşkı pakistanlı doktoru oynayanı görünce "nasıl yani diana bunun için mi" demeden alamadım kendimi. Hülasa beğenemedim üzgünüm. 


Christian Bale'i Batman'den sonra bambaşka bir karakterde görmek güzel. Bak sen Açlık Oyunlarının cesur kızı Jennifer Lawrence de orda. Oyuncu kadrosuna diyecek yok ve geçtiğimiz günlerde üç dalda altın küre ödülünü toplamış bu filmi sevemedim ben. Böylesi başarılı film böylesi sıkıcı olsun, ironinin kralı. Sanırım izlediğim filmde alt yazılar yetersizdi filmi anlamlandırmaya çalışana kadar epey vakit geçiyor. Belki de en baştan, tekrar izlenmeli. American Hustle; mafya, polis, dolandırıcılık ve 1970lerin Amerikası.. 




Mutfak Anıları...

30 Aralık 2013 Pazartesi
 Mutfağımdan minik bir ayrıntı...
Kırmızı sevimli şey poşetlik, el emeği, çeyizim için hediye gelmişti.
 
 
Herşeyin başı sağlık diyoruz ya hep..
Ne kadar dikkat ediyoruz tartışılır...
Hepimizin bi anda gaza gelip haşlanmış karnabahar, brokoli menüsü olmuştur muhakkak.
 
 
 
 
 Yine bir çay saati...
Yine güzel misafirlerim oldu..
 
 
Ve mayasız poğaça denemem...
 
 
Mis gibi oldu...
 
 
Bu da 2013'ün son pazar kahvaltısı...
 
 
 
 
Heryerde kalp var..
 
 
 
 Bu da 2013'ün son postu olsun...
 
Seneye görüşürüz :)


Zor Zamanlar...

26 Aralık 2013 Perşembe
Hepimizin hayatında böyle zamanlar olmuştur; zor zamanlar...
Geçmek bilmeyen sanki asırlar süren zor zamanlar...
Küçük mutluluklar yakalayıp ufak bir tebessüm için didinip durduğumuz zor zamanlar...
Ben yılların enerjisine, getirilerine, uğuruna inanırım.
2012 ne kadar iyi bir yıl olduysa benim için 2013 de o denli sıkıntılı ve zordu.
Kaybettiklerim, sınavlarım...
Öğrendiklerim;
(Şükret
Sabret
İnan)
Kaybettiklerime isyan etmeden, şükrediyorum elimdekilere...
Sabretmenin ne büyük bir erdem olduğunu, dünyanın en sabırsız insanı olarak törpülenmem gerektiğini bu huyumdan...
Ve inanmak, gerçekten inanmak..
İlk defa bir yılın bitmesi üzmüyor beni.
Hatta bir an önce geçsin gitsin istiyorum.
2014'ten umutluyum.
Alllahın adaletine, kaderin dengesine inanıyorum.
Sağlık istiyorum en çok, sonra huzur, olursa da ben küçük mutlulukların insanıyım avuç içi kadar mutluluk...


Renkli Sabahlar...

19 Aralık 2013 Perşembe
Sevdicekle Pazar kahvaltımız...


Şu soğuk, kasvetli, renksiz günlerde soframız bari renklensin diyerekten..

Mantarlı omletin mantarı biraz fazla kaçtı sanırım
Omletli mantar desek daha mı doğru olur ki :)


1 Yaş Daha...

18 Aralık 2013 Çarşamba

Sürprizlere bayılırım...

Hele işin içinde balonlar ve güller varsa..


Kasım-Aralık ayı kutlama ayı bizde...
Bu sene pas geçmek istiyordum hepsini
O hep aynı kalırken ve kalacakken büyümek istemiyordum sanki
İçimde hala acıyan,yeni yeni kabuklaşan bi yara varken..
Ama mümkün olmuyor, hayat devam ediyor...

Eksik olmama rağmen..
İyiki doğdum ben... 
Doğumgünümü kutlayan, sürprizler yapan, hediyeler alan herkese teşekkürler ettim...
Ve yine de şükrettim sahip olduklarıma. 
Hayat bizden bişeyler alırken bişeyler veriyor...
Yeri doldurulamıyor gidenlerin elbet..
Ama sabır ve tevekkülü öğreniyor, öğrenmek zorunda kalıyor insan...
 

 





Aşk 1 Yaşında

16 Aralık 2013 Pazartesi
1 yılı geride bıraktık sevdicekle...
Yaşadığım acıdan sonra kutlamaya pek meylim olmasa da bu bizim ilk yıldönümümüzdü.
Geride güzel resimler ve anılar bırakmak istedim...
Sözün özü;
İyiki evlenmişiz!



.



Hediyelerimiz ise manidar...




Bu da benim sürprizim..
Evde yemek hazırlamasam olmaz..Nacizane aşk sofram..






Pastasız kutlama olmaz.. Gönül isterdiki daha özenli bişi olsun ama rastgele alınan pasta mum takviyesi ile bir anlam kazandı. Hem önemli olan ağzımızın tadı diilmi zaten...işte o hiç bozulmasın..





Geride Kalanlarla...

22 Kasım 2013 Cuma
Binnur'cum bu post senin için...


Ailenize, sevdiklerinize sıkı sıkı sarılın...
Onları yalnız bırakmayın, onlardan kopmayın.
Pazar kahvaltılarınız olsun beraber, bayramdan bayrama olmasın en az haftada bir aynı sofrayı paylaşın, aynı demdeki çayı yudumlayın...



Hayat devam ediyor diyorlardı teselli cümlelerinde...
Evet ediyor tabiki..
Bizler nefes alıyoruz, gülüyoruz, ağlıyoruz, işimize gidiyoruz,yiyoruz, içiyoruz, geziyoruz..
Ama eskisi gibi değil..
Hiç bir duygu tam değil artık..
Mutluluk da dahil
Ama hayatın kurallarına isyan etmek de mümkün değil...
Bizden daha büyük, daha güçlü şeyler var çünkü..
Geride kalanlarla hayata tutunmaya devam ediyoruz biz..
Acımızı bastırarak..

Canım Abim Melek Oldu...

1 Ekim 2013 Salı




Hayatımda yaşamadığım kadar büyük bir acıyla sınandım.
Ama isyan edemiyorum takdir ilahiye
Biricik Ağabeyimi kaybettim.
Melek oldu, Allahım yanına aldı onu.
Biliyorum mekanı cennet, ancak böyle avutuyoruz kendimizi
Ama dayanması, alışması o kadar zor ki..
Ölüm bu kadar kolaymıydı?
Yaşamak bu kadar mı boş?
Oysa hayat herşeye rağmen güzel değil miydi?
Masallarda acıdan bahsedilebilirmi?
Bir  aydır içimde sorgusu süren binbir düşünce...
Biter gibi görünse de dinmeyecek bir sızı sanki..
Acısı geçip izi kalan bir yara gibi kalacak içimizde..
Ya her geçen gün büyüyen hasret...
Bir daha göremeyecek olmanın sevimsiz, gaddar fikri.
Allahım sen sabır ver...
Sabır, en ihtiyacımız olan şey...
Her canlı tadacak bu hazin sonu elbet ama sen gecinden ver...
En zoru bu ani, vedasız, sessiz gidişler.
Melek abim..hani diyordun ya "resmini çek bunu da koy bloğa" diye.
Biliyorum oralar daha güzel, ordakiler herşeye muktedir
Ve bunları da okuyor, görüyorsun şimdi.
Seni çok ama çok seviyoruz.
Yaşadığımız sürece seni de yaşatacağız, asla unutmayacağız...
Hep bizlesin, bunu böyle bil.



 

Related Posts with Thumbnails